Ey kardeşim, bilmiş ol ki Allah Teâlâ insanı iki muhtelif şeyden yaratmıştır.
Birincisi cisimdir ki bu zulmânî, kesif (katı, donuk, yoğunluğu bulunan), sonradan meydana gelen ve bozulmayla yüzyüze olan, organik ve kimyasal bileşiklerden oluşan ve de varlığının devamını haricî faktörler olmaksızın sağlayamayan mürekkeb bir yapıdır.
Diğeri ise, münîr [aydın], idrak eden, fail, muharrik (hareket ettiren), müessir, cisim ve organları tamamlayan müfred (tekil) bir cevher olan ruhtur.
Allah Teâlâ cesedi besin maddelerinden meydana getirdi ve kanın molekülleri ile büyüttü. Bu binanın temelini kurdu, direklerini dikti, etrafını sınırladı ve kendi emrinden mükemmel ruh cevherini onda ortaya çıkardı.
(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."
( Âl-i imrân, 3 - 8)
BİR HADİS
"Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:
Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası."
İbn Mâce, Dua, 11
MÜRŞİDİMİZDEN
Şeriat olmadan tarikat olmaz. Şeriat, tarikat, hakikat ve marifet. Şeriat gemisine bineceksin, tarikat denizinde yol alacaksın, denizin derinliklerinden hakikat ve marifet cevherlerini çıkaracaksın.