Sevenler için sevgili yolunda ölmekten daha aziz bir þey yoktur. Sevgilinin fiilini taklit etmek, onun yaþadýðý her aný kendi yaþantýsýna iþlemek, onun gibi oturmak, kalkmak, gülmek, konuþmak, sevdiðini sevmek, sevmediðini sevmemek… Âþýklar için muhabbet yolunda zirve noktasý iþte budur.
Gerçek sevgili ‘Vedûd’ olan Allah (c.c) Hz.leridir. O’nu sevmenin en belirgin alameti ise O’nun sevgilisi olan Habîb-i Hüdâ Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.s) Efendimizi sevmektir. Bu konuda Kelâm-ý Kadîm olan Kur’ân’da þu âyet gönüllere yol gösterir:
“(Habîbim) De ki! Eðer Allah’ý seviyorsanýz bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” (Âl-i Ýmrân, 31)
Bu sevgi ve uyma hâli o noktaya ulaþýr ki kiþi kendisini, sevdiði ve uyduðu Hâbîbullâh’ýn nûr deryâsý olan rûhunda erimiþ hisseder. Bunun tasavvuf ýstýlâhýnda tanýmý “Fenâfi’r-Rasûl”dür. Yani Rasûlullâh’ýn (s.a.s) varlýðýnda kendi varlýðýný, iradesini, fiiliyatýný yok etmek ve bu sûretle yukarýdaki âyetin gösterdiði uyma halini hakka’l-yakîn yaþamak…
Altýn ile âþina olan bakýra bak!
Bu komþuluk onu, sanki altýn yapacak…
Tasavvufta bu hâlete eren kiþi her an Efendimiz (s.a.s) ile beraber olma hâlini yaþar. Attýðý her adým O’ndan bir iz taþýr. Aldýðý nefesi O’nunla alýr, verdiði nefesi O’nunla verir. Rüyâda ve yakazada o yüce Hazreti görmekle þereflenir. Efendimiz (s.a.s) ile rüyada veya beyne’n-nevm ve’l-yakazada (uyku halinden uyanýklýða daha yakýn bir halde) görüþebilmek için bir kiþi;
Zatta, sýfatta ve fiilinde, Server-i Âlem (s.a.s) ile tam bir irtibat içinde olmasý, O’nun rûhâniyet deryâsýnda kendini eritmiþ olmasý gerekir. Bunun en kolay ve kestirme yolu sevgi yoludur. Bunu bir hadis-i þerifinde Efendimiz þöyle ifade buyurmuþtur:
“Sizden biri, beni, babasýndan, evladýndan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiþ sayýlmaz.” (Buhârî, Ýmân/8; Müslim, Ýmân/70; Nesâî, Ýmân/19)
Bir diðer rivayette Hz. Ömer (r.a), ‘Rasûlullâh’ý canýndan baþka her þeyden çok sevdiðini’ ifade etmiþ, bunun üzerine Efendimiz (s.a.s): “Beni canýndan da çok sevmelisin” buyurmuþtur. Hz. Ömer (r.a) Efendimiz: “Canýmdan da çok seviyorum yâ Rasûlallâh” diye arz ettiði zaman “Ýþte þimdi imânýn kâmil oldu yâ Ömer!” buyurmuþtur.
Bir derviþ, Mürþidine gelerek þöyle bir ricâda bulunur:
“Hakk yolunda rehberim olan aziz Efendim! Hazret-i Seyyidü’l-Kevneyn Peygamber (s.a.s) Efendimize ziyâdesiyle âþýðým… Ancak bir kere dahi Nûr Cemâlini görmekle þereflenebilmiþ deðilim. Bana bir yol, bir usûl göstermenizi niyâz ederim.”
O Ârif-i Billâh olan Mürþidi Kâmil müridin hâline þöyle bir nazar eder ve der ki:
“Evlâdým! Sen bugün þöyle bol tuzlu bir et kavurmasý, kebabý ye, amma sakýn ola ki su içme, öylece yat, murâdýna erersin istediðini görürsün.”
Nereye basmýþ ise o Güzelin ayaðý,
Gece gündüz orayý öper hayâl dudaðý…
Mürid hemen eve varýr, bol tuz atarak bir kavurma hazýrlar. Ýçi yansa da su içmez. Gece olur evrâd u ezkârýný okuduktan sonra emir üzerine yine su içmeden yatar. Seyran baþlamýþtýr. Susuzluktan ciðeri yanan derviþ rüyâsýnda kendini pýnar baþlarýnda görür. Nehirlere dalar. Çeþme baþlarýnda kana kana su içtiðini görür. Rüyasýnda her yerde su görür, her gördüðü sudan içer, böylece sabahý eder. Ama bundan da pek bir þey anlamaz. Hayret içinde Mürþidin huzûruna çýkar. Geceki hali arz eder:
“Efendim, emrinizi aynen uyguladým amma Hazret-i Habîb-i Hüdâ (s.a.s) Efendimizi göremedim.”
“Ne gördün evlâdým?”
“Hep su gördüm, berrak, serin, kar gibi soðuk sular gördüm.”
“Oðlum görmüþsün iþte görmüþsün. Sen neye iþtiyak duyarsan onu görürsün. “Men vecede talebe / Kim neyi talep ederse onu bulur.” Senin suya karþý o gece duyduðun iþtiyak, yanýþ, arzu, Efendimize de aynen olsa O’nu (s.a.s) muhakkak görürsün” buyurup müride bir hakikat dersi verip irþâd eylemiþtir.
Hûriler Sevgili’yi görmek için saf durdu,
Rýdvân hayretinden elini eline vurdu…
Kiþi sevgi yolunda öyle bir hâle gelir ki kendisini sevgilisinde kaybeder. Sevgiliyi güneþ gibi, kendisini de o güneþin ýþýklarý gibi ya da güneþi yansýtan ayna gibi görür ve hisseder. Düþüncelerinin her âný sevgiliyle doludur. Bu hal rûhun bir ayna gibi sevgilisinin sýfatlarýný yansýtmasýyla devam eder. Nihayet öyle olur ki kendisi adýna bir þey görmez hissetmez olur. Her iþlediði sevgilisi adýna olur. Hep O’nu anar.
Beyt:
Gözümü ve gönlümü baþka ne meþgûl eder,
Gözüm hep seni arar, gönlüm hep seni diler…
Nerede ve kiminle, ne hâlde olsam ey yâr!
Gönlüm seni arzular, gözümde hayâlin var…
Ýbn-i Abbas (r.a), Efendimize ait bir aynaya baktýðýnda aynada Efendimizin parlak nûrlu yüzünü görmüþtür.
Ebu’l Abbas-ý Mürsi (k.s):
“Göz açýp kapayacak kadar Rasûlullâh (s.a.s) Efendimizin cemâli gözümden gâib olsa kendimi günahkâr bilirim” buyurmuþtur.
Ýmâm-ý Gazâli (r.a) Hz.leri de namazda “ettahiyyâtü” okunurken, “Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü” denildiðinde Fahr-i Âlem (s.a.s) Efendimizin rûhâniyetini kalp gözünde hayâl edip hatta nûrdan bir sütûn þeklinde düþünüp selâmý O’na tevcih etmesini tavsiye etmiþtir.
Beyt:
Âcizliðimden bu kadar haber verebiliyorum,
Çünkü yanaðýndan gözümü ayýramýyorum…
Bu örnekler Hâtemü’l-Enbiyâ’da kendini yok etmiþ kimselerin hayatlarýndan örneklerdir. Bu þekilde yanmýþ âþýklar cihâný doldurmuþtur.
Þeyh Müþtâk Kâdirî (k.s)
Hüdâ’yý ten gözüyle görmek olmaz, Mürþidi seyret,
Cemâl-i Mürþidi âyine kýl kim, olasýn irþâd…
Buyurduðu vechile Cenâb-ý Hakk’ýn nûru Ýlâhisini en kâmil yansýtan, Mürþidler Sultâný Sevgili Peygamber (s.a.s) Efendimizdir. O nûra mütesilsilen kalbini rabt eden, zincirin son noktasýndan baþlangýç ana halkasýna kadar gider. Ýþte tasavvufta Fenâfi’þ-þeyh (þeyhte yok olma) ile baþlayýp Fenâfi’r-Rasûl (Peygamber de yok olma) ile zirveye çýkan ve Fenâfillâh (Allah’ýn nurunda yok olup benliðinden kurtulma) hazinesine erenler bu usûl ile yürümüþ ve yürütmüþlerdir.
Beyt:
Bir kimseyi kýlýcýn, ikiye böldüðünü çok gördüm,
Aþk kýlýcýný gör ki, iki kimseyi bir yaptý…
Peygamber aþkýyla kendinden geçen âþýklar sevdâlýlar mallarý ve canlarý karþýlýðýnda tek bir kez Efendimizi görecek olsalar bunu cana minnet bilirler. Çünkü Onu sevmek Rabbi Zülcelâl ve’l-Kemâl Hz.lerini sevmekten kaynaklanýr. Sahabeyi (r.a) sevmekte Efendimizi sevmektendir. Evliyayý sevmek de yine onlarý sevmekten dolayýdýr. Bir kez görmeye bin kez can verilse þaþýlmaz. Kendini O’nun varlýðýnda tüketmeye bitirmeye neden hayret edilsin.
Yay gibi kaþýný göster ve kirpik oklarýný saç!
Ermemiþ zâhidin ciðerine derin oluklar aç…
Saçlarýndan bir tel beni mest eder,
Hatta çok söyledim, kokusu yeter…
Çölde dolaþýr dururum, hep Leylâ derim,
Hep Leylâ derim dolaþýp durdukça…
Allah (c.c) bize sevmeyi, sevgide sâdýk olmayý ve bu sevgi ile damlamýzý ummâna ulaþtýrmayý nasîb eylesin… Evvel âhir Allah’a hamd, Habîbullâh (s.a.s) Efendimize ve Âl u ashâbýna selâm ve salât…
Gökler döndükçe, yýldýzlar parladýkça, kuþlar öttükçe, rüzgârlar estikçe, yaðan yaðmurlar, alýnan nefesler, deniz damlalarý ve çöl kumlarý adedince…
H.Ýbrahim DURGUTLUOÐLU