ŞİİRLER

SON EKLENENLER

4 Hacı Bayram-ı Velî (k.s)
4 Meşhur Sûfîler, Muhammed b. Fazl (v.329/940)
4 Sabah Namazı Şahidlidir
4 Vav Gibi Olmak
4 Halk İçinde Hakk İle Olmak
4 Nefis ve İnsan Rûhu, İ.Gazalî
4 Tasavvufî Istılahlar, Sabır
4 Vahyin Geliş Şekilleri
4 Hak Bir Gönül Verdi Bana
4 Bu Ümmetin Emîni

ANKET

Size göre Tasavvuf yollarının günümüzdeki durumu nasıldır?
Seçenekler
Bu işi bilmeyenler çoğunluktadır.
Çoğu tasavvuf okulu amacının dışına çıkmıştır.
Doğru olduğu halde doğru temsil edilememişlerdir.
İlk günkü gibi dosdoğru olanlar da vardır.

Sonuçları Göster

LİNKLER

ZİYARETÇİ SAYACI

Bugün 493
Toplam 1434683
En Fazla 3498
Ortalama 658
Üye Sayısı 1380
Bugün Üye Olan 0

ÜYE GİRİŞİ


Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

MÜRİDAN

New Page 1
 
Mehdî Hakkında
Bookmark and Share
Konu başlığı okuyucularıma garip gelmesin. Unutulmamalıdır ki, Rasûlullâh’ın sağlığında pek ortaya çıkmamış olmasına rağmen, O’nun vefatından sonra nebilik iddiasında bulunan yalancılar peydah olmuştur. Bunlara “müsenebbiler/yalancı peygamberler” denilmektedir. İlk çıkan kişi de, Hz. Ebûbekir devrinde Müseylemetü’l-Kezzâb adındaki sahtekâr olup güya peygamberliğini ispat ve yerleştirmek için sabah ve yatsı namazlarını kaldırdığını ilân ederek gülünç durumlara düşmüştür. Nihayet durumun vehâmetinden dolayı halife, üzerine askeri kuvvet göndererek onu ortadan kaldırmıştır.
07/11/2010

Tarihi seyir içerisinde ilâhlık iddia eden azgın Nemrud ve Firavunlarınki gibi birçok dalalet yolları türemiş, bunların başındaki kişiler kendileri saptıkları gibi etraflarında toplananları da hak yoldan saptırmışlardır. Kendilerinde, manevî bir güç olduğu iddiasıyla ortaya çıkarak menfaat ve çıkarlar elde etme yoluna tevessül etmişlerdir. Böylece Kadiyanîlik, bahâîlik, babaîlik gibi sapık yollar türemiştir. Bunları kısaca hatırlattıktan sonra, kıyamete yakın gelecek olan ve hadislerde ifadesini bulan Mehdî kimdir, nedir, ne değildir üzerinde durmak istiyorum.

Mehdî; hidayet eden, doğru yolu gösteren, hidayete sebep ve vesile olan, batıldan doğru yola çıkaran anlamında olan bir kelimedir. Hadislerde ifadesini bulduğundan dolayı da bu işi yapan kişiye özel ad olmuştur. Aslında bahsimize konu olan Mehdî’nin bu ismi O’nun özel ismi değil, bir nevi sıfatıdır. Şunu da sarahatle belirtmek icap eder ki, bunu kabul etmeyen kasıtlı inkârcılar, sanki tek başına yeterli bir delil imiş gibi Kur’ân-ı Kerim’de Mehdînin geleceğine dair, bir ayet veya bir işaret var mıdır, derler.

Tutarsız bir iddia... Allah’a itaatin Rasûlullâh’a itaat, Rasûlullâh’a itaatin ise Cenâb-ı Allah’a itaat olduğu hakikati ile “O’nun getirdiklerini alınız, nehyettiklerinden sakınınız.” (Haşr, 59/7)  ayetleri Kur’ân’dan birer ayet değil midir, şeklindeki bir soruya nasıl cevap verecekleri merak konusu olur.

O halde, kıyamete yakın gelecek olan Mehdî vakıası asla inkâr olunamaz. Diğer taraftan O, gelişiyle belli bir sene Hz. İsa’ya zemin hazırlayacaktır. Yani, İsa (a.s) geldiği zaman ortamı İslâm ve Müslümanların lehine çok müsait bir tarzda hareket etmeye elverişli olarak bulacaktır. Rabbu’l- Âlemîn, onu isterse bir gecede, maddi ve manevi kuvvetlerle teçhiz edip ıslah edecektir. Havayı, suyu, ateşi ve toprağı emirlerine verecek, bi-iznillâh onların karşısında en mükemmel teknoloji bile olsa âciz kalacak, iflas etmeye mecbur olacaktır.

Müteakip yazılarımızda bu konulara zaman zaman yer vermek kaydıyla şunu da belirtmek isteriz ki; makam, mansıb, şöhret, şehvet düşkünü olanlar, hiç olmayacak şekilde ortaya çıkarak Mehdîlik, müceddidlik veya başka iddialarda bulunabilirler. Bunlar açık açık sapıklık içindedirler.

Bir de şunu belirteyim ki, Mehdîy-i Muntazir (beklenen Mehdî) namı altındaki inancın, İslâm dini inançları ile hiçbir ilgisi yoktur. Güya on iki imamdan olan birisi, bir anda kaybolmuş ve bu kişi kıyamete yakın tekrar gelecekmiş.

Bu açıklamadan sonra mevzua gelebiliriz. Rasûlullâh (s.a.s) özet olarak Mehdî’nin yedi özelliği olduğunu, saymak suretiyle bizlere haber vermektedir. Buyuruyor ki:

“Mehdî, bendendir, benim soyumdandır, benim kokumu taşır. Fâtıma’nın neslindendir. Burnu kavisli, alnı açıktır. Yeryüzü, cevr ve zulüm ile dolduğu bir zamanda gelir ve adalet ve insaf ile yeryüzünü doldurur. Yedi sene hükümrân olur.” (Ebû Dâvûd, Mehdî/1; Tirmizî, Fiten/52)

Hadis-i şerifi birkaç kısımda değerlendirip kısaca yorumunu yapabiliriz. İlk cümlelerde onun kimlerden ve neslinin kim olacağına ait olan hususa işaret olunmaktadır. Burada çıkacağı mekâna da işaret vardır, o da Mekke’dir. Dolayısıyla, Rasûlullâh’ın da Mekke’de doğması ve Kureyş’ten, yani bu kabileden gelmiş olması O’na bu hususta mutabakatı ortaya koyar. Diğer gelen iki husus, O’nun fizikî yapısını gösterir. Alnının açık, burnunun kavisli oluşu...

Diğerleri ise geldiği ortamla ilgilidir. Bu ortamda O, öyle bir zamanda gelir ki yeryüzü zulme, eziyet ve cevre tamamen doymuş bir çağ veya devir yaşamaktadır. Adeta bardağı taşıran son damla anıdır. O da bu zulmü durduracak ve yeryüzünü adaletle doldurup ıslah edecektir. Hadiste belirtilen en mühim özelliklerden biri de, yedi yıl dünyaya hâkim olup hükmetmesidir.

O makama özenenler, fizikî durum itibariyle, yani burun ve alın yapısı itibariyle kendilerini O’na benzetebilirler. Tabi ki bu benzetme ne kadar geçerlidir hususu ayrı bir meseledir. Yani her burnu kavisli ve alnı açık kimse ‘Ben Mehdîyim’ diye iddia edebilir mi? Böyle bir durumda, büyük bir kaos ortaya çıkmaz mı? Bu itibarla, basit şeylerle Mehdîlik iddia etme yerine, herkes oturduğu yerde otursun. Bu hatasından dolayı da tevbe ve istiğfar etsin!

Diğer taraftan haber verilen diğer özelliklere nasıl ulaşılacaktır? Yukarıda da geçti. Cenâb-ı Allah, O’nu isterse bir gecede ıslah ederek her türlü yetkilerle donatır. Bu O’nun kudret elinde olan bir husustur. Hem mülkün sahibi olan Rabbu’l-Âlemîn iradesi gereği, nasıl ki, Hz. Âdem ile tevhid üzere bu dünyanın kapısını açmış ise yine Mehdî ve İsa (a.s) gibi kişilerle tevhid üzere kapatacaktır.

Mânâsını kısaca yukarıda verdiğimiz hadise bakarak ahir zaman da gelecek olan Mehdî’nin şu özelliklerinin olduğunu anlamaktayız. Tabii ki, diğer hadislerde O’nun mümeyyiz vasıflarından bahsedilmektedir.

1) Rasûlullâh’ın soyundan ve Fâtıma (r.anhâ) neslindendir.

2) Alnı açıktır.

3) Burnu kavislidir.

4) Yeryüzünü adaletle dolduracaktır.

5) O gelmeden önce dünyada adaletten eser kalmayacak, dünya zulüm ve cevr ile dolacaktır.

6) Yedi sene dünyaya hükmedecektir.

7) Mekke’de doğacaktır. Rasûlullâh’ın kokusunu taşıyacaktır.

Hadislerden anlaşıldığı kadarıyla Deccalın çıkışı, Mehdî’nin gelişi ve Hz. İsa’nın gökten inişi birbirini takip eden peş peşe olaylar olacaktır.


 
 
   
Yazdır

 

 

BU KATEGORİDEKİ DİĞER YAZILAR

4

05/11/2011 Dinde Namazın Önemi

4

24/09/2011 Latâif Zikri

4

18/09/2011 İlim Öğrenmek Ne Güzeldir!

4

21/04/2011 Kutlu Doğum ve Kaside-i Bür’e

4

26/01/2011 “Kıyâmet Günü İçin Ne Hazırladın?”

4

07/11/2010 Mehdî Hakkında

4

24/10/2010 Abdülkâdir Geylanî'nin (k.s) Kerametleri

4

19/10/2010 Dünyaya Vedâ Duruşu ve 40 Yaşın Düşündürdükleri

4

08/10/2010 Eğitim-Öğretim Üzerine

4

17/06/2010 Tayy-i Zamân, Tayy-i Mekân

4

03/06/2010 Rasûlullâh’ın Mucizeleri

4

19/05/2010 İsraf ve Fakirin Hakkı

4

04/04/2010 Kutbu’z-Zamân’dan Hakikat İncileri

4

21/01/2010 Zikir Meclislerini Şenlendirmek

4

07/01/2010 Şeyh Hasan-ı Basrî

4

15/12/2009 Hz. Peygamberin Kısa Hayatı

4

03/12/2009 Hz. Ali (k.v)

4

15/10/2009 Cemaatteki Rahmet

4

18/09/2009 Kültür ve Tasavvuf

4

23/08/2009 Rabıtanın Mâhiyeti

4

17/08/2009 Evliyânın Kerameti Haktır

4

05/08/2009 İman-İslâm İlişkisi

4

15/07/2009 Bid'atlar ve Bid'at Olmayanlar

4

09/07/2009 Sırat Köprüsü

4

20/06/2009 Zikirde Nelere Dikkat Edilmeli?

4

13/04/2009 Kur'an-ı Kerim ve İlim

4

28/12/2008 Müslüman ve Taklitçilik

4

30/10/2008 Kabir Azâbı Var mı?

4

18/10/2008 Casusluk veya Tecessüs

4

11/10/2008 Hayatımızda Bid´atlar ve Bid´at Olmayanlar

4

03/07/2008 Üç Aylar

4

07/06/2008 Zikir ve Sohbet Meclisleri

4

21/05/2008 Kâfirin, Münafığın, Müminin Kabir Hayatı

4

17/05/2008 Zikrullahın Bereket ve Üstünlüğü

4

10/05/2008 Cenâb-ı Allah, Sekîneyi Müminlerin Kalplerine İndirdi.

4

10/04/2008 Zelzeleye Çare Bulundu (mu)?

4

04/04/2008 Yetekarrabu'z Zaman - Zaman Yaklaşıyor

4

21/02/2008 Mevlânâ ve Müsâmaha

4

25/01/2008 Mevlâna'yı Anlamak ve Anlatmak

4

19/12/2007 Hacc Münasebetiyle...

4

01/10/2007 Belâ ve Musibetlerden İbret Almak

4

13/09/2007 Mağfiret İstemek

4

11/09/2007 Dört Unsur

4

01/08/2007 Mezar Ziyâreti ve Vehhâbiler

4

28/06/2007 Büyük Tehlike Vehhâbilik

4

01/04/2007 Fıkıh Bilgisi

4

13/03/2007 Hayat Veren Davet

4

07/03/2007 Ehl-i Kıble Tekfir Olunur mu?

4

15/01/2007 Hz. Peygamberin (s.a.v.) Yüksek Ahlâkı

4

03/01/2007 Evliyânın Kreâmeti Haktır

4

09/12/2006 Tasavvuf ve Tarikat Hususunda Sorular

4

28/11/2006 Diyalog

4

22/11/2006 Dinde Âlimin Üstünlüğü

4

12/11/2006 Kültür ve Tasavvuf

4

21/10/2006 Zikir ve Sohbet Meclisleri

4

25/09/2006 Sünnet'in Önemi

4

17/09/2006 İslâm’da Dua

4

03/09/2006 Sâdık Bir Mürid/Talebe Nasıl Olmalıdır?

4

03/09/2006 Zikir Ehline Bazı Önemli Hatırlatmalar

4

15/08/2006 Zü'l Cenaheyn- Kafirin, Münafığın, Müminin Kabir Hayatı

4

15/08/2006 İman İle Küfür Arasındaki Sınır

4

24/07/2006 Dinde Namazın Önemi

4

25/06/2006 Mağfiret İstemek

4

25/06/2006 Ledünnî İlim

4

19/06/2006 Muhasebe

4

19/06/2006 Tarikatların Doğuşu

4

09/06/2006 Cenâb-ı Allah’ı Sesli Zikir (Cehri Zikir)

4

09/06/2006 Kur'ân-ı Kerîm ve İlim

4

09/06/2006 Usûlümüz Nasıl Olmalıdır?
 
New Page 1
BANT YAYINI

DUYURULAR

8 2012-05-17
Makaleler
Kıymetli ziyaretçilerimiz, Avrupa İlahiyat Fakültesi rektörü saygıdeğer Abdullah DEMİRCİOĞLU Efendi Hz.lerinin birbirinden değerli, mana yüklü yazılarını sitemizden takip edebilirsiniz.

PEYGAMBERİMİZ
HZ.MUHAMMED (S.A.V)

KÂDİRÎ SİLSİLESİ

GAVSULAZAM
ABDULKADİR GEYLANİ HZ.

HACI MUSTAFA
HAYRİ MALATYAVİ (K.S)

ABDULLAH DEMİRCİOĞLU
HOCAEFENDİ

TASAVVUF MEKTEBİ

KERAMETLER VE
MENKIBELER

TASAVVUF YOLUNA
GİRMEK İSTİYORUM

O ve BEN

SİZDEN GELENLER

TASAVVUF
KÜLTÜR ve SANATI

KİTAP TANITIMI

Muhyiddin İbn Arabi'nin Günlük Duaları
Yaşayan Kur'an
Sana Esirim

BİR AYET

ياايهاالذين آمنوا اذكروا الله ذكراً كثيراً

"Ey iman edenler! Allah’ı çok çok zikrediniz."

( Ahzab Sûresi - 41)

BİR HADİS

"Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)"
Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.


MÜRŞİDİMİZDEN

Zakirlerin "Allah" demesi şeytanı en çok kahreden şeydir. Sen bir kere "Allah" deyince, o bin defa kahrolur.

( Abdullah Demircioğlu)

FOTO ALBÜM

ANA SAYFA  |  HAKKIMIZDA  |  ARŞ
ANA SAYFA  |  HAKKIMIZDA  |  ARŞİV  |  ZİYARETÇİ DEFTERİ  |  İLETİŞİM
HOME

desing : canliyayin.org

 2006 © MURİDAN