Mürþid edinmeksizin zikir ve fikir etmek mümkün olmaz mý? diye sorarsan, âdâb, erkân ve usûlüne uymak þartýyla evet derim. Ancak rûhânî terakki ve manevî yükseliþ kolay olmaz.
25/10/2011
Kýsýr bir döngü içerisinde gözü kapalý olarak dönen ve döndükçe mesafe aldýðýný zanneden insan gibi uzun yol kat ettiðini sanýr ama ayný çember içinde dönüp durduðundan haberi olmaz. Yetkili ve kâmil bir þeyhin izniyle baþlatýlan zikrin bereketi ve tesiri çoktur.
Feyiz ve bereket isteyen bir müridin, necât/kurtuluþ isteyen bir tâlibin kâmil bir þeyhe baðlanmasý gereklidir. Þeyhi olan ve irþâd edilmesini isteyen kimse kurtulmuþ, þeyhi olmayan ve mürþidsiz kalan kimse de hüsrâna uðramýþtýr. Her hakikat talibine kâmil ve edîb bir þeyh; nefsinin ayýplarýný, nefsinin âfâtýný, amellerinin fesâdýný, düþmanýn kalbine nüfûz etme yollarýný gösteren hazýk bir üstâd lâzýmdýr. Ona, bir baba gibi ivazsýz ve garazsýz nasihat edecek ve doðru yolu gösterecektir. Böyle birini bulduðu zaman, onun sohbet ve zikir meclislerine devam etmeli, onun gösterdiði âdâb ile edeplenmelidir. Ki böylece bâtýnî bir hâlden diðer bir hâle seyredebilsin, yanan bir kandilden, yakýlan diðer bir kandil gibi feyz alsýn. Nefsânî irâdesinden tamamen sýyrýlsýn. Böyle birine teslimiyet Allah'a ve Rasülü'ne teslimiyettir.
“Allah'ýn Rasülü'ne itâat eden Allah'a itâat etmiþ olur.” âyeti gereðince silsile-i þerife Allah ve Rasûlüllah'ta son bulur. (Rûhü'l-Beyân)
"Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. Onlar ki, namazlarýný kýlmaða devam ederler. Ýþte bunlar varis olanlarýn ta kendileridir. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardýr."
( Mü'minûn - 8)
BÝR HADÝS
Ebû'd-Derdâ'dan (r.a) rivayet edildiðine göre Nebî (s.a.s) þöyle buyurdu:
"Kim, (din) kardeþinin ýrz ve namusunu onu gýybet edene karþý savunursa, Allah da kýyamet günü o kimseyi cehennemden korur."
Tirmizî, Birr 20 (IV, 327)
MÜRÞÝDÝMÝZDEN
Sabrý elden býrakmamalýyýz. Her türlü musibet ve belaya karþý sabýr, en güzel zýrhýmýz olmalýdýr.