ŞİİRLER

SON EKLENENLER

4 Hacı Bayram-ı Velî (k.s)
4 Meşhur Sûfîler, Muhammed b. Fazl (v.329/940)
4 Sabah Namazı Şahidlidir
4 Vav Gibi Olmak
4 Halk İçinde Hakk İle Olmak
4 Nefis ve İnsan Rûhu, İ.Gazalî
4 Tasavvufî Istılahlar, Sabır
4 Vahyin Geliş Şekilleri
4 Hak Bir Gönül Verdi Bana
4 Bu Ümmetin Emîni

ANKET

Size göre Tasavvuf yollarının günümüzdeki durumu nasıldır?
Seçenekler
Bu işi bilmeyenler çoğunluktadır.
Çoğu tasavvuf okulu amacının dışına çıkmıştır.
Doğru olduğu halde doğru temsil edilememişlerdir.
İlk günkü gibi dosdoğru olanlar da vardır.

Sonuçları Göster

LİNKLER

ZİYARETÇİ SAYACI

Bugün 543
Toplam 1434733
En Fazla 3498
Ortalama 658
Üye Sayısı 1380
Bugün Üye Olan 0

ÜYE GİRİŞİ


Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

MÜRİDAN

New Page 1
 
Tasavvuf Aleminin Kişilikleri
Bookmark and Share
VELÎ :Bütün sözleri, işleri ve ahlâkı, İslâm dîninin bildirdiği gibi olan, Allah'ın ve Resûlünün çok sevdiği kimselere velî ve bunun çoğulu olarak evliyâ denir.

28/02/2009

Kur'ân-ı kerîmde meâlen; "Biliniz ki, Allah'ın evliyâsı için azâb korkusu yoktur. Nîmetlere kavuşmamak üzüntüsü de yoktur." (Yûnus sûresi: 62) buyrulmuştur.
Büyük muhaddis Ebû Nuaym el-İsfehânî'nin Hilyet-ül-Evliyâ kitabında zikredilen bir hadîs-i şerîfte; "Evliyâ görülünce, Allah hatırlanır." buyrulmuştur. Sahîh-i Buhârî'de geçen bir hadîs-i kudsîde ise; "Evliyâmdan birine düşmanlık eden, benimle harb etmiş olur..." buyrulmaktadır.Allah'ın râzı olduğu, beğendiği kullarına, evliyâya, erbâb-ı kulûb, erbâb-ı dil, ibnü'l-vakt de denmektedir.
Allah'ın emirlerine uyup, O'nun sevgisini ve zikrini gönlünden hiç çıkarmayan, gafletten uzak, Allah adamı kimselere, velîlere Ricalullah, Ehlullah adı da verilmektedir.
Yahyâ bin Muâz k.s; "Evliyânın sohbetine kavuşan, şeytanın elinden kurtulur, her an Allah ile berâber olur." Demiştir.

ŞEYH :  Zahir ve batın  ilimlerinde mütehassıs olan, yetişmiş ve yetiştirebilen rehber, Hakk yolunu gösterip, dîn-i İslâmı yayan, mürşid, üstâd, pîr mânâlarında kullanılmaktadır. Şeyh,manevi mertebeleri tamamen aşmış ve mana alemindeki yolları bilen Rehberdir.Bu bilgiyle kendisine tabi olan müridleri yetiştirir...

ÂRİF: Allah’dan başkasının sevgisini kalbinden çıkaran, O'nu gönülle bilen ve O'nun rızâsını kazanmış, ermiş, velî kimselere ârif-i billâh veya yalnız ârif denir. Künûz-ul-Hakâik'da kaydedilen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmaktadır: "Her şeyin kaynağı vardır. Takvânın (haramlardan sakınmanın) kaynağı âriflerin kalpleridir." Süleymân bin Cezâ, ârif kimsenin alâmetini şöyle belirtiyor: "Susması; tefekkürü, Allah'ın büyüklüğünü düşünmesi, gördüklerinden ibret, ders alması ve Allah'ın râzı olup beğendiği şeyleri istemesidir." Bâyezîd-i Bistamî ise; "İrfân sâhibi, ârif odur ki: Seninle yediğini, içtiğini, seninle eğlendiğini, alış-veriş ettiğini görürsün; ne var ki, onun kalbi yüce Allah'a bağlıdır. O'ndan başka hiç bir derdi yoktur." Yine o; "Ârif boş yere konuşmaz, devamlı Allah’ı düşünür." demiştir. Cüneyd-i Bağdâdî de; "Rasûlullah (s.a.s) efendimizin sünnetini terk edeni ve O'ndan gelen edebleri gözetmekte gevşeklik göstereni ârif zannetme!" îkazını yapmaktadır.
  
PÎR : Tasavvufî literaturde geçen kelimelerden biri de pîr kelimesidir. Tasavvuf yolunda rehber zât veya tasavvuf yollarından birinin kurucusu, şeyh, mürşid, mânâlarında kullanılmaktadır. Süleymân bin Cezâ; "Her işte pîrlerin mübârek rûhlarını vâsıta yaparak Allah’a yalvarmalı ve duâ etmeli." tavsiyesinde bulunmaktadır. Hayderîzâde İbrâhim Fasîh Efendi; "Bağlı olunan pîre, zâhiren (açıkça) ve bâtınen (gizli) îtirâz etmek, feyz kapısını kapatır." demiştir.
 
GAVS : Arapçada imdâd etmek, yardım etmek ve kurtuluş mânâlarına gelen bir kelime olan gavs kelimesi, tasavvufta yüksek husûsî bir mertebede bulunan velî, insanlara yardıma yetişen büyük zât hakkında kullanılır. Molla Câmî'nin belirttiğine göre gavs denilen büyük velî zâta, Allah'ın izni ile insanların imdâdına yetişmesi sebebiyle bu lakab verilmiştir.
Gavs-ı a'zam en büyük gavs (yardımcı) demek olup, tasavvufta bu dereceye ulaşan Abdülkâdir Geylânî  (k.s.a) Hazretlerinin lakabıdır. O, insanlara ve cinnîlere yardım eden, imdâdlarına yetişen büyük bir velî olduğundan Gavs-üs-sakaleyn diye de anılır.
 
EBDÂL : İnsanlara yardımda ve hizmette bulunan, halkın açıkça bilmediği ve dünyânın nizâmı (düzeni) ile vazîfeli olup bunlardan biri vefât edince, yerine başka bir velî bedel kılındığından yâni görevlendirildiğinden ve çok olduklarından, bedelin çoğulu ebdâl veya büdelâ kelimesi ile tanınmışlardır. İrşâd ehli yâni insanlara doğru yolu gösteren velîlerden olmayıp, gözlerden saklı olan bu kimselerin sayısının yedi, kırk veya yetmiş olduğunu Seyyid Şerîf Cürcânî ifâde etmiştir. Hilyet-ül-Evliyâ'da zikredilen bir hadîs-i şerîfte bunlar hakkında şöyle buyrulmaktadır: "Ümmetim arasında her zaman kırk kişi bulunur. Bunların kalpleri, İbrâhim'in (aleyhisselâm) kalbi gibidir. Allah, onlar sebebi ile kullarından belâları giderir. Bunlara ebdâl denir. Onlar bu dereceye namaz ve oruç ile yetişmediler." Abdullah ibni Mes'ûd; "Yâ Resûlallah (s.a.s)! Ne ile bu dereceye ulaştılar?" diye sorunca; "Cömertlikle ve müslümanlara nasîhat etmekle yetiştiler." buyurdu.
 
KUTUB (Çoğulu AKTÂB ) : Evliyâlıkta yüksek derecelere ulaşmış mübârek, kıymetli âlimlerden bir kısmına da kutub ve bunun çoğulu olarak aktâb adı verilir. İşlerin görülmesine veya insanların doğru yolu bulmalarına vâsıta kılınan bu ulu kişilerden, dünyâ işleri ve madde âlemindeki olaylarla alâkalı olana Kutb-ül-aktâb, Kutb-ül-ebdâl veya Kutb-i medâr (medâr kutbu), din ve irşâd işi ile vazîfeli bulunana Kutb-ül-irşâd (İrşâd kutbu) denilir.Bu rütbeler ayrı ayrı kişlerde olabileceği gibi bir tek kişide de bulunabilir.
Kutb-ül-aktâb, âlemin nizâmı ile alâkalanan, bolluk-kıtlık, sağlık-hastalık, barış-savaş, rızık, yağmur ve benzeri olaylarla vazîfeli kılınan, ricâl-i gaybdan yâni herkesin tanımadığı Allah adamı olup emrinde üçler, yediler, kırklar... diye söylenen yine bu işlerle vazîfeli seçilmiş insanların bulunduğu büyük velîlerdir. Âriflerin en meşhûru, yüksek ilimler ve mârifetler sâhibi, âriflerin başı olan zâta kutb-ül-ârifîn denir.Kutb-ul Aktab,mevcud kutubların Kutbu demektir.
Kutb-i irşâda gelince: Âlemin irşâdına (doğru yolu bulmasına) ve hidâyetine (saâdete ve kurtuluşa ermesine) vesîle kılınan velî zâttır. Kutb-i irşâd, kâmil ve mükemmil, yetişmiş ve yetiştirebilen olup, ender yetişir. Asırlardan, uzun yıllardan sonra bir tâne bulunursa, yine büyük nîmettir. Her şey onunla nûrlanır. Onun bir bakışı, kalp hastalıklarını giderir. Bir teveccühü, beğenilmeyen kötü huyları silip süpürür.
 
EVTÂD : Evliyâdan (Allah'ın sevdiği kıymetli kullarından) ve ricâl-ül-gaybdan (açıkça bilinmeyen velîlerden) mübârek dört zât vardır ki, büyük âlim ve velî Mollâ Câmî'nin ifâde ettiğine göre bunlar, dünyânın dört tarafında bulunurlar. Her biri bulunduğu yerde dünyevî bakımdan huzûr ve râhatlığı sağlamakla vazîfelidir.Allah'ın velî kullarından tanınmayan, bilinmeyen ve gizli olan bâzı mübârek kimseler daha vardır ki, Şeyhülislâm Molla Câmî'nin belirttiğine göre, insanların imdâdlarına yetişip, işlerinde dara düştükleri zaman yardımcı olan ve onların belâlardan korunmasına sebeb olan bu insanlara nücebâ denilmektedir.

HAVASS : Avâm kelimesinin zıddı olan ve hâslar, seçkinler, büyükler demek olan havâss, ilim ve tasavvufta, avâm ve mukallid hâlinden kurtulup, ictihâd ve velâyet mertebesine yükselen seçkin zâtlardır. İmâm-ı Gazâlî'nin buyurduğu gibi, sultanlar, milletin mal, can ve ırzlarını zâlim ve haydutlardan korudukları gibi, havâss da avâmın (dînî ilimlerden haberi olmayan câhillerin) îtikâdını (inancını) bid'atçilerin (sapıkların) şerlerinden, kötülüklerinden korurlar. Ebû Osman Mağribî'nin belirttiği gibi, bunlar iyi amelleri (güzel işleri) kendinden değil, Rabbinden bilirler.

MURAD : Murâd , cemal makamlarına riyazet ve mücahede ile değil  ilahi iradenin şefkatiyle götürülür ve sıkıntı çekmeden, yakınlık derecelerine ulaştırılır. Tasavvuf yolunda bulunanlardan, sıkıntı ve eziyet çekmeden Allah'ın yardım ve dilemesi ile yüksek makamlara kavuşan ictibâ yolunun sâlikleri (çekilen talebeler) murâdlar diye isimlendirilir.

MUHLAS : Uğraşmadan, zorlamadan, külfetsiz ele geçen ihlâs devamlı olup, hakkal-yakîn mertebesinde ele geçer. Devamlı ihlâs sâhibi, her şeyi Allah'ın rızâsı için yapan muhlastır. Muhlas olana, ibâdet yapmak, tatlı ve kolay olur. Çünkü bunlarda, nefislerinin arzûsu ve şeytanın vesvesesi kalmamıştır. Böyle ihlâs, insanın kalbine ancak bir velînin kalbinden gelir. Muhlaslar ile, ihlâsı çalışarak elde eden muhlisler arasında fark çoktur. Ameller, ibâdetler kolayca, seve seve yapılıp, nefis ve şeytandan hasıl olan tembellik ve gevşeklik kalmaz. Günâhlar, harâm olan şeyler çirkin, iğrenç görünür. Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: "İblis, senin mutlak kudretine and olsun ki, onlardan (Allah'ın kullarından) muhlas olanlar hâriç hepsini azdıracağım, dedi." (Sâd sûresi: 82-83).
 
MUKARRABÎN : Allah’a yakın kullar, yakınlaştırılmışlar mânâsına gelir. Cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı kerîmde meâlen; "Îmânları ileride olanlar, Allah'a yaklaşmakta ileride olanlardır. Bunların hepsi mukarreblerdir." (Vâkıa sûresi: 10) buyurmaktadır. İmâm-ı Gazâlî onları şöyle târif etmektedir: "Mukarrebler, Allah için olmayan her şeyden, yemekten, içmekten, yatmaktan, konuşmaktan sakınırlar. Bunlar, din için niyet etmedikçe hareket etmezler. Yemeleri, ibâdete lâzım olan aklı ve kuvveti bulmak niyeti iledir. Her şeyleri Allah içindir."
 
RİCAL-İ GAYB : Her devirde bulunan, fakat herkesçe tanınıp bilinmeyen ve görülmeyen, Allah'ın emirlerine tam olarak uyan mübârek, büyük zâtlar, ricâl-i gayb adıyla isimlendirilmektedir.3’ ler,5’ ler 7’ ler 40’ lar diye de anılırlar.
 
ZÂHİD : Dünyâya düşkün olmayan, şüpheli olur korkusu ile mübâh olanların (yâni izin verilenlerin, helâl olanların da) çoğundan sakınan kimse mânâsına gelen zâhid, İmâm-ı Rabbânî'nin ifâdesine göre, dünyâya gönül bağlamadığı için, insanların en akıllısıdır. Berîka'da geçen bir hadîs-i şerîfte; "Allah, bir kulunu severse, onu dünyâda zâhid, âhirette râgıb (rağbet eden, isteyen) yapar. Ayıplarını ona bildirir." buyrulmuştur.
 
ÂBİD: Sözlük anlamı çok ibadet eden, kulluk görevlerini yerine getirmede noksansız olmağa çalışandır. Miftâh-un-Necât'ta zikredilen bir hadîs-i şerifte; "Allah'ın harâm kıldığı (yasak ettiği) şeylerden sakın ki, insanların en âbidi olasın." buyrulmuştur.Her insan, kulluk vazîfelerini yapmak için yaratıldı. Onun için herkes, Allah’ı yaratıcı, kendisini yaratılmış bilmelidir. Bir kimsenin, Allah’a kul olması için, O'ndan başka şeylere kul olmaktan ve bağlanmaktan tam kurtulması lâzımdır.


 


 
 
   
Yazdır

 

 

BU KATEGORİDEKİ DİĞER YAZILAR

4

31/03/2012 Seni Görmediğimiz Halde... Mevlânâ

4

19/01/2012 Hırka Giymek, Sühreverdî (k.s)

4

25/12/2011 Tasavvufun Menşei ve Gelişmesi, es-Sülemî

4

19/12/2011 Edebi Terk Eden..., Sülemî Risâlesi

4

25/10/2011 İntisâbsız Zikretmek-Fikretmek, Dağıstânî

4

19/10/2011 Mesnevî'den... Ben Bir Aynayım

4

28/09/2011 Âlimlerin Mürşide İhtiyacı, Dağistanî (k.s)

4

28/09/2011 Mesnevîden... Hz. Ömer ve Romalı Elçi

4

23/09/2011 Sûfilerin Ahlakı, Sühreverdî (k.s)

4

26/08/2011 Alvarlı Efe Hazretleri (k.s)

4

23/07/2011 Âşık Öldüren Mescid

4

19/06/2011 Mevlânâ'dan...

4

11/05/2011 Son Nefeste İman

4

07/05/2011 Mevlânâ Hazretlerinin (k.s) Vecde Gelişi

4

06/03/2011 Aşk Damlaları

4

11/02/2011 Ey Gönül ! Mevlânâ'dan...

4

01/02/2011 Ben, Sizi Sizsiz İsterim, Hz. Mevlâna

4

14/01/2011 Horasan Erenleri, Prof. Mustafa Kara

4

09/01/2011 Sûfilere Göre Evlilik ve Bekarlık

4

28/11/2010 Can Çekişme Anı, İmam Gazâlî (k.s)

4

23/11/2010 Ahmed Yesevî'de Aşk-ı Rasûl

4

18/11/2010 Sûfilerin Ahlakı, Sühreverdî (k.s)

4

14/11/2010 Gerçek Hacc

4

28/10/2010 Mal Sahibi Mülk Sahibi... - Prof. M.Kara

4

21/10/2010 Uzlet Hayatında Öğrendiklerim, İ.Gazalî (k.s)

4

12/10/2010 Fakirliği Satın Alma

4

11/10/2010 Veliler Sofrası, 41. Nasihat

4

07/10/2010 Sûfî Görünenler, Sühreverdi (k.s)

4

26/09/2010 Hz. Mevlânâ'dan - Mürşid-Mürid-İlahî Aşk

4

16/09/2010 Tasarrufta Bulunmak

4

29/08/2010 Râbıtada Gâye

4

19/08/2010 Anlayış Makamı, Sühreverdî (k.s)

4

05/08/2010 Hz. Âişe'nin Zühdü (r.anhâ)

4

22/06/2010 Kendini Aşmanın Yolu, İ.Gazalî (k.s)

4

02/06/2010 Sûfî Kimdir? İ.Gazalî

4

13/05/2010 Tasavvuf Nasıl Bir Yoldur?

4

24/04/2010 Riyâzet ve Nefsânî Şehvet

4

19/04/2010 Fenâfi'r-Rasûl

4

14/04/2010 Gazalî'ye Göre Muhabbet/Işk

4

04/04/2010 Latâif...

4

21/03/2010 Mürşidine Hizmet Edebi

4

17/03/2010 Aldanan Sûfîler (2)

4

06/03/2010 Aldanan Sûfîler (1) İ.Gazalî

4

31/01/2010 Şeyhine İtaatsizliğin Sonu

4

01/01/2010 Heybet ve Üns - Kuşeyrî

4

21/12/2009 Gecenin Son Bölümü - el-Mekkî

4

05/12/2009 Küçümseme Hastalığı

4

09/11/2009 Hz. Eyyûb’un (r.a) Zühdü

4

06/11/2009 Kalıp ve Kalp - İ. Gazalî

4

01/11/2009 Ve Âtinâ Mahabbeteke...

4

30/10/2009 Üveys el-Karânî’nin Zühdü

4

20/10/2009 Îsâr

4

18/10/2009 Ahmed Kuddûsî (kaddesallahu sırrahu’l-azîz)

4

17/10/2009 Âhiret Hayatına Hazırlık

4

10/10/2009 Hz. Ali’nin (k.v) Zühdü

4

01/10/2009 Ma‘rifet

4

30/09/2009 Yokluğa Ulaşmak

4

25/09/2009 Nefse, Nasıl Davranmalı?

4

25/09/2009 Gören Gözle Bakmak

4

04/09/2009 Kabir Azabı Hakkında… İmâm Gazâlî

4

02/09/2009 Hz. İbrahim’in (a.s) Zühdü

4

13/08/2009 Haçkalı Baba (k.s)

4

06/08/2009 Orucun Sırları ve Bâtınî Şartları

4

30/07/2009 İman-İmtihan Münasebeti

4

15/07/2009 Nefsle Cenk Usûllü

4

18/06/2009 Tevbe ve İstiğfar

4

06/06/2009 Kimlerle Arkadaş Olunur?

4

22/05/2009 Sırrı İfşâ Etmek

4

17/05/2009 Gözün Takvası

4

09/05/2009 Kalbin Hakikati

4

03/05/2009 Sevgiyle...

4

28/04/2009 Tasavvuf Aslında Ashabın Yaptıklarıdır, Yoludur!

4

26/04/2009 Sûr’a Üfürmek ve Kabirden Kalkmak

4

15/04/2009 E.Rumî, Riyazet ve Nefsânî Şehvet

4

08/04/2009 el-Mekkî, Niyetle İlgili Meseleler

4

07/04/2009 Eşrefoğlu Rûmî... Gaflet

4

05/04/2009 Tasavvufi Hallerden VECD

4

23/03/2009 Gören Gözle Bakmak

4

23/03/2009 Tevekkül-i Aslî - Ebû Tâlib el-Mekkî (ks)

4

20/03/2009 Eşrefoğlu Rûmî... IŞK

4

18/03/2009 Kendini Bilmek, Allah’ı Bilmenin Anahtarıdır

4

15/03/2009 Er-Refik Sümme't-Tarik "Önce Arkadaş, Sonra Yol"

4

07/03/2009 Tasavvufun Merhaleleri ve Mevlânâ

4

04/03/2009 Ölümü Hatırlamayı Kalbe Yerleştirmenin Yolları

4

28/02/2009 Tasavvuf Aleminin Kişilikleri

4

25/02/2009 Kibir ve Âfetleri

4

21/02/2009 Gönül Âlemi

4

17/02/2009 Tefekkür-i Mevt

4

14/02/2009 Kimlik Arayışları

4

07/02/2009 Evvâh Olan Kullar, Zülcenâheyn

4

06/02/2009 İlhamla Öğrenim

4

28/01/2009 O'nunla Olmak

4

19/01/2009 Şekle Aldananlar

4

31/12/2008 Amelsiz Âlimler

4

26/12/2008 Tasavvuf Zühddür

4

19/12/2008 Ölümü Hatırlamanın Fazileti ve Bu Husustaki Teşvikler

4

19/12/2008 Gece İbadetini Kolaylaştıran Bâtinî Sebepler

4

18/12/2008 Pirimizden -Kalbin Hastalığı

4

16/12/2008 Gece İbadetine Kalkmayı Kolaylaştıran Zâhirî Sebepler

4

16/12/2008 Pirimizden -Ölmeden Evvel Ölmek
 
New Page 1
BANT YAYINI

DUYURULAR

8 2012-05-17
Makaleler
Kıymetli ziyaretçilerimiz, Avrupa İlahiyat Fakültesi rektörü saygıdeğer Abdullah DEMİRCİOĞLU Efendi Hz.lerinin birbirinden değerli, mana yüklü yazılarını sitemizden takip edebilirsiniz.

PEYGAMBERİMİZ
HZ.MUHAMMED (S.A.V)

KÂDİRÎ SİLSİLESİ

GAVSULAZAM
ABDULKADİR GEYLANİ HZ.

HACI MUSTAFA
HAYRİ MALATYAVİ (K.S)

ABDULLAH DEMİRCİOĞLU
HOCAEFENDİ

TASAVVUF MEKTEBİ

KERAMETLER VE
MENKIBELER

TASAVVUF YOLUNA
GİRMEK İSTİYORUM

O ve BEN

SİZDEN GELENLER

TASAVVUF
KÜLTÜR ve SANATI

KİTAP TANITIMI

Muhyiddin İbn Arabi'nin Günlük Duaları
Yaşayan Kur'an
Sana Esirim

BİR AYET

"Geceleyin uyumanız ve gündüzün onun lütfundan istemeniz de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır."

( Rûm - 23)

BİR HADİS

Nu'mân İbni Beşîr radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dua ibadettir. " Ebû Dâvûd, Vitir 23 ( II, 161)

MÜRŞİDİMİZDEN

İnsanlığın ağır fesada düştüğü, gittikçe bozulduğu bir devirde yaşıyoruz. Bunun için en yakınlarımızdan başlamak suretiyle İslâm'ı tatlı dil, güler yüzle yolunu şaşırmışlara anlatmak zorundayız.

( Abdullah Demircioğlu)

FOTO ALBÜM

ANA SAYFA  |  HAKKIMIZDA  |  ARŞ
ANA SAYFA  |  HAKKIMIZDA  |  ARŞİV  |  ZİYARETÇİ DEFTERİ  |  İLETİŞİM
HOME

desing : canliyayin.org

 2006 © MURİDAN