Sanat, ahenk ile kafiyenin; güzel söz ile gözyaþýnýn terkibinden oluþur. Ýnsanoðlu her þeyde bir sanat güzelliði, bir mükemmellik arar. Fakat tasavvufta sanat derviþin deyneðidir. Biz de Mevlânâ'nýn derviþliðini bu deðnekten anlýyoruz.
07/03/2009
Tasavvuf, ahlaký temizleme yoludur. Allaha götüren yolun son duraðýdýr. Varlýðýn daha yaþarken sonsuzluða ulaþmasýdýr. Ancak tasavvufta bu iþ, birden bire gerçekleþmez. Bunun bir âdâb ve erkâný vardýr. Tasavvufun, insan olan varlýðýmýzdan çýkýp, soyutlanýp Allaha yakýnlaþtýran hareketleri üç safhadan geçer:
1.Hazýrlýk Safhasý
Bu feragah ve riyazat kapýsýdýr. Allah yolcusu dünyalýk isteklerinden fedakarlýk gösterip vazgeçer. Bu terk etme kiþinin ruhunda önce bir istek ile baþlar. Yani kiþi fedakarlýðýný isteyerek þuurlu bir biçimde yapar. Fedakarlýk ve terk ile baþlayan bu yolculuk sonunda etrafýmýza yayýlan mana, içsel bir aydýnlýða dönüþür. Sonra dünya yükünü istemeyecektir. Allah yolculuðuna çýkanýn geri dönüþü yoktur. Yolda ilerledikçe basamak basamak çýktýkça þevk ve sevgi artar, sarhoþ edici hale gelir.
Derviþ olgunlaþtýkça fedakarlýkta devam edecektir. Bu sefer evladan ve akýldan vazgeçer. Evlad, Allahýndýr. Bütün hikmetler ve akýl derviþin yanan gönlünde erir, biter, yok olur. Bunun lezzeti bambaþkadýr. Lezzette hikmetle deðiþtirilemez. Zira tasavvuf bir hikmet deðil, ilahi bir hazdýr. Aþk umanýnda akýl yük olarak kalýr. Sadece aþkýn bir nevi tortusu kalýr, bu da dýþarý fýþkýran volkanýn donmasý gibidir. Þiir, sema, ney bunlar aþkýn ifadesidir, aþkýn kendisi deðil. Aþký anlatmada birer araçtýrlar.
Derviþ daha sonra hayallerden ve hatýralardan vazgeçer. Ruhunu dolduran binlerce fani hayallerden vazgeçerek onlara deðer vermeyecektir. Bu bir nevi istiðfardýr.
Nihayet iradeden sýyrýlan derviþ benliðini gömer ve ölümle diriliþi bir yaþar.
2.Vecd ve Ýstiðrak
Dünya isteklerinden vazgeçerek boþalan ruha hakikat doðacaktýr. Ancak dünya heveslerinden ve varlýk vehimlerinden kurtulan kalbe Allah sevgisi doðabilir ve derviþ vecde gelir. Vecd, ruhta bir baþ dönmesi oluþturur. Bu baþ dönmesi de ruhu mutlak varlýk Allaha yükseltir. Bu yükseliþ iki gezegenin birbirine çarpmasý gibi sarsýntýlý olur ve ruh tarif edilemez bir sarhoþluk yaþar. Burada ebedilik ve sonsuzluk mekansýz bir an içinde gerçekleþir.
Ýstiðrak denilen aþýrý vecd hali, derviþin miracýdýr. Bu hal ise fýrtýnalýdýr. Ýçinde çok ama çok büyük bir huzura gittiðini hisseder, Allahla temas hazzý dile gelir. Varlýk büsbütün yokolur ve derviþ “ente'l hak” der. Gerçek Sensin ben yok oldum, der. Bizler Allahýn ruhundan üflediði birer canýz. O halde damla denizden nasýl ayrýlsýn? Damla denizde ebediyyen karýþma olmaksýzýn yok olur ,artýk hüküm hakka l yakin denizindir.
3.Huzur Safhasý
Vecdeki fýrtýnalar bu safhada durur, aþk devam eder. Ýstenilen vuslat gerçekleþir. Huzur, göze ihtiyaç duymadan görmektir yani bir nevi kalp gözü açýlmasýdýr. Bu mertebedeki derviþ, içsel keþifler halindedir, Allah ile muhabbet halindedir.
Vecd, devamlý hasret ile; huzur, vuslat ile yaþandýðýna göre bu makamdaki derviþteki vecd kaybolmamýþtýr. Huzura vecd ile ulaþýlýyor. Huzurun zayýflamadan devamlý olmasý mümkün olmadýðýna göre derviþin yine vecde ihtiyacý vardýr. Fakat bazý derviþlerde vecd yoðun, huzur az; bazýlarýnda huzur yoðun vecd az olur. Yunus emre ve Mevlana vecd kahramanlarýdýr. Derviþlerin vecd hallerini terennümlere bakarak ölçmek mümkündür ama huzur mertebelerini bilmek imkansýzdýr. Çünkü huzur mertebesi yabancýya mahremdir. Bu huzurda iki dost vardýr sadece.
Hazreti Mevlana'nýn vecdinden kaynaklanan feryatlarý dinledik, biliyoruz fakat O nun huzurunun derinliklerini bilemeyiz. Biz mevlananýn aþkýný deðil, aþký ifade ediþini elde edebildik. Huzur denizine yalnýzca o daldý, bize de vecdinin fýrtýnasýndan çýkan sesler kaldý. Heyhat! onu Mevlana zannediyoruz…