Ey insan! Bilmelisin ki, kötülüðü ýsrarla emreden nefis, sana iblisten daha düþmandýr. Þeytan, ancak nefsin heva ve azgýn istekleri yolu ile senin üzerinde baský kurabilir. Nefsin, seni aþýrý emellerle ve dayanaksýz kuruntularla aldatmasýn.
Çünkü gamsýzlýk, gaflet, vurdumduymazlýk, rehavet düþkünlüðü, tembellik ve miskinlik nefsin karakteristik özelliklerindendir. Her zaman eðri hedefleri ileri sürer, onun her þeyi kof ve dayanaksýzdýr.
Ondan hoþnut olup dediðine uyarsan mahvolursun, onu bir an kontrol ve hesabýndan kaçýnýrsan batarsýn, ona karþý gelmeyi baþaramayýp arzularýna boyun eðersen seni cehenneme götürür. Hayra yöneltilemez, belâlarýn baþý, rezilliklerin kaynaðý” þeytanýn hazinesi, her türlü kötülüðün sýðýnaðýdýr. Onu ancak yaratýcýsý bilin Allah (c.c) þöyle buyurur:
Allah’tan korkunuz. Çünkü O, (iyi-kötü) yaptýðýnýz her þeyden haberdardýr” (Haþr, 18)
Kul, ahiret hazýrlýðý yolunda kullanýp kullanmadýðý nokta-i nazarýndan ömrünün geride kalan kýsmýný deðerlendirse, bu düþünme ameliyesi kalb hesabýna bir temizlenme fýrsatý olur. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s) buyuruyor ki:
“Bir saat düþünmek, bin yýllýk (nâfile ve câhilâne olarak yapýlan) ibadetten daha hayýrlýdýr.”
Aklý baþýnda olanýn geçmiþ günahlarýna tevbe etmesi, âhirette kendisini kurtarýp saadete ulaþtýracak þeyler üzerine düþünmesi, aþýrý emelleri gemlemesi, zaman geçirmeden tevbe etmesi, Allah’ý zikretmesi, yasaklardan kaçýnmasý, nefsine karþý direnmesi ve onun azgýn arzularýna boyun eðmemesi gerekir.
Nefis bir puttur, nefsine boyun eðen puta tapmýþ olur. Allah’a ihlâsla kul olanlar, sýrf O’na kulluk etmeyi baþaranlar, nefislerini yenen kimselerdir.
Lokman Hekim demiþti: “Oðlum! Uykuda ve yemekte ölçüyü kaçýrma. Çünkü çok yiyip çok uyuyanlar; Kýyamet gününe, salih amel yönünden eli boþ varýrlar.”
Peygamberimiz (s.a.s) buyuruyor ki:
“Çok yiyip içerek kalbi öldürmeyin. Çünkü çok sulanmýþ bitkinin kurumasý gibi oburluk da kalbi öldürür.”
Salihlerden biri mideyi, kalbin altýnda kaynayan ve buharý kalbi saran bir kazana benzetir, buharýn çokluðu kalbi lekeler, hatta karartýr.
Oburluk, anlayýþ ve bilgi azlýðýna yol açar, mide þiþkinliði zekâ keskinliðini giderir.
Anlatýldýðýna göre bir gün Yahya b. Zekeriyya (a.s) þeytan ile karþýlaþýr. Ýblisin kucaðýnda bir tomar yular vardýr. Hz. Yahya, ona “bunlar nedir” diye sorar. Þeytan, “bunlar insanoðullarýný avlamama yarayan azgýn nefsi arzulardýr” diye cevap verir.
Hz. Yahya, “aralarýnda bana ait bir þey var mý?” diye sorar. Þeytan, “hayýr yok, yalnýz sen bir gece yemeði fazla kaçýrmýþtýn da seni namazdan alýkoyduk” karþýlýðýný verir.
Bunun üzerine Hz. Yahya, “öyleyse bundan sonra hiç bir zaman doyasýya yememeye kesinlikle karar veriyorum” der. Þeytan da “o halde ben de bundan sonra hiç kimseye nasihat vermemeye kesin karar veriyorum” karþýlýðýný verir.
Bu durum ömründe bir gece yemeðinin ölçüsünü kaçýran içindir, buna karþýlýk ömründe bir gece bile acýktýðýný hissetmeyen ve buna raðmen kendini ibadet heveslisi sayan kimsenin haline ne dersiniz!
Yine anlatýldýðýna göre Yahya b. Hz. Zekeriyya (a.s) bir keresinde karnýný arpa ekmeði ile fazlaca doyurur, o gece her zamanki zikrini yapamadan uykuya dalar. Allah (c.c) O’nu vahiy yolu ile þöyle azarlar, “Ey Yahya! Benim evimden daha hayýrlý bir ev mi buldun, yoksa bana yakýn olmaktan sana daha faydalý bir muhit mi buldun? Ýzzet ve celâlim hakký için, eðer Firdevs ile cehennemin her ikisini yakýndan görüp mukayese etsen gözyaþý yerine irin aðlar ve dikiþli elbise yerine demir giyerdin.”
Hz. Ebubekir (r.a) þöyle buyurur: “Allah’a ibadet etmenin tadýna varayým diye Müslüman olduðumdan beri doyasýya yemedim. Allah’a kavuþmak þevki ile kanasýya içmedim. Çünkü çok yemek, az ibadete sebep olur, insan çok yiyince vücudu aðýrlaþýr, gözkapaklarýna aðýrlýk çöker, azalar gevþer. Böyle bir kimsenin elinden, kendini ne kadar zorlarsa zorlasýn uykudan baþka bir þey gelmez, çöplüðe atýlmýþ bir leþ gibi olur.”
Eþrefoðlu Rumî, Müzekkin’n-Nufûs