ÞÝÝRLER

SON EKLENENLER

4 Hacý Bayram-ý Velî (k.s)
4 Meþhur Sûfîler, Muhammed b. Fazl (v.329/940)
4 Sabah Namazý Þahidlidir
4 Vav Gibi Olmak
4 Halk Ýçinde Hakk Ýle Olmak
4 Nefis ve Ýnsan Rûhu, Ý.Gazalî
4 Tasavvufî Istýlahlar, Sabýr
4 Vahyin Geliþ Þekilleri
4 Hak Bir Gönül Verdi Bana
4 Bu Ümmetin Emîni

ANKET

Size göre Tasavvuf yollarýnýn günümüzdeki durumu nasýldýr?
Seçenekler
Bu iþi bilmeyenler çoðunluktadýr.
Çoðu tasavvuf okulu amacýnýn dýþýna çýkmýþtýr.
Doðru olduðu halde doðru temsil edilememiþlerdir.
Ýlk günkü gibi dosdoðru olanlar da vardýr.

Sonuçlarý Göster

LÝNKLER

ZÝYARETÇÝ SAYACI

Bugün 549
Toplam 1434739
En Fazla 3498
Ortalama 658
Üye Sayýsý 1380
Bugün Üye Olan 0

ÜYE GÝRÝÞÝ


Kull. Adý

:

Þifre

:

Yeni Üye - Þifremi Unuttum

MÜRÝDAN

New Page 1
 
Orucun Sýrlarý ve Bâtýnî Þartlarý
Bookmark and Share
“Beþ þey vardýr ki, oruçlunun orucunu bozar: Yalan, gýybet, nemime (kovuculuk), yalan yere yemin etmek, þehvet ile bakmak.” (el Ezdî, Enes (r.a)’den)
06/08/2009

    Oruç üç derecedir:

a. Avam’ýn orucu

b. Havâssýn orucu

c. Ahassu’l-Havâssýn orucu

 

Avamýn Orucu: Bu oruç, mide ve tenâsül uzvunu þehvetlerden sakýndýrmaktýr. Yani yemek, içmek ve cinsî münasebette bulunmaktan sakýnmaktýr.

 

Havass Orucu: Kulak, göz, dil, el, ayak ve sâir âzalarý günahlardan uzak tutmaktan ibarettir.

 

Ahassu’l-Havâssýn Orucu: Kalbi, dünyevî düþüncelerden tamamen arýndýrýp Allah’tan baþka her þeyi kalpten uzaklaþtýrmaktýr. Böyle bir oruç Allah’tan ve kýyâmet gününden baþka bir þeyi düþünmekle bozulur. Din için düþünmezse dünyayý düþünmek de bu orucu bozar. Fakat din için istenilen dünya, âhiretin azýðý olduðu için dünyalýktan çýkar ve böylece bu orucun bozulmasýna vesile teþkil etmez. Hattâ kalp ehli, akþam iftarda yiyeceði ve içeceði þeyleri düþünmek suretiyle fikir yürüten kimsenin hatada olduðunu kaydetmiþlerdir. Çünkü bu Allah’ýn fazlýna güvensizlik, Allah tarafýndan vadedilen rýzka tam inanmamak demektir. Bu mertebe, peygamberlerin, sýddîk ve mukarriblerin mertebesidir.

 

Bu mertebenin sözle anlatýlmasý mümkün deðildir. Bunun tahkiki sadece amelî yönden mümkündür. Çünkü bu, himmetin bütünüyle Allah’a yöneltilmesi ve Allah’tan baþka her þeyi bir tarafa itmek demektir.

 

Bu durum þu ayet ile ne güzel ifade edilmiþtir.

“Allah de! Sonra onlarý býrak, daldýklarý dedikodularýnda oynayadursunlar.” (En‘âm/91)

 

Havass’ýn orucu ise, sâlihlerin orucudur. Bu orucun keyfiyeti, âzalarý günahtan korumakla beraber þu altý þeyle tamam olur:

 

1. Gözü Korumak

Gözü, çirkin ve istenilmeyen þeylerden korumak, kalbi meþgul eden ve Allah’ýn zikrinden alýkoyan þeylere bakmamaktýr.

Hz. Peygamber (s.a) þöyle buyurmuþtur:

“Haram bakýþ, iblisin zehirli oklarýndan bir oktur. Kim Allah’tan korkarak onu terk ederse, Allah Teâlâ o kuluna tadý kalbinde beliren bir iman ihsan eder. (Hâkim, Huzeyfe’den sahih bir senedle)

Câbir, Enes’den, o da Rasûlullah’tan (s.a), þu hadîsi rivayet etmektedir:

“Beþ þey vardýr ki, oruçlunun orucunu bozar: Yalan, gýybet, nemime (kovuculuk), yalan yere yemin etmek, þehvet ile bakmak.” (el Ezdî, Enes’den)

 

2. Dili Korumak

Dilini hezeyan, yalan, gýybet, nemime, fahiþ konuþma, galiz konuþma, kavga ve riya ile konuþmaktan korumaktýr. Ve ayný zamanda dili sükût etmeye icbâr, Allah’ýn zikri ve Kuran tilâvetiyle meþgul etmektir. Bu ise, dilin orucudur.

Süfyaný Sevrî þöyle der: ‘Gýybet, orucu bozar’. Bu hükmü Biþr b. el-Hâris rivayet etmektedir.

Leys, Mücahid’den “Ýki haslet vardýr. Onlarýn ikisi de orucu bozar: Gýybet ve yalan” dediðini rivayet etmektedir.

Hz. Peygamber (s.a) þöyle buyurmuþtur:

“Oruç, mü’min için kalkandýr. Bu bakýmdan herhangi biriniz oruçlu ise, fahiþ konuþmasýn, cahilce hareket etmesin. Eðer bir kiþi kendisiyle çirkin konuþur veya dövüþürse, desin ki: ‘Ben oruçluyum, ben oruçluyum.’ ” (Buharî ve Müslim, Ebu Hureyre’den)

Hz. Peygamber’in devri saâdetinde oruç tutan iki kadýn, günün son saatinde açlýk ve susuzluktan bitkin bir hale geldiler, neredeyse telef olacaklardý. Hz. Peygamberin huzuruna bir elçi göndererek oruçlarýný bozmak için izin istediler. Bunun üzerine Rasûlullah kendilerine bir fincan göndererek þöyle buyurmuþtur:

“Onlara söyle! Yediklerini bu fincana kussunlar.”

Kadýnlardan birisi, fincanýn yarýsý kadar katý bir kan ile iri bir et parçasý kustu. Diðeri de ayný þekilde kusarak fincaný doldurdu. Hâdiseyi gören halk, hayretler içerisinde kaldý. Bu durum karþýsýnda halkýn hayretini Rasûlullah þu mübârek sözleriyle gidermeye çalýþtý:

“Bu iki kadýn, Allah’ýn kendilerine helâl kýldýðý þeylerden uzaklaþarak oruç tuttular. Fakat Allah’ýn kendilerine haram kýldýðýyla iftar ettiler. Bir arada, oturarak onu bunu çekiþtirdiler. Ýþte fincanda gördüðünüz irin, onlarýn yemiþ olduðu halkýn kaný ve etidir.” (Ýmam Ahmed, Rasûlullah’ýn âzadlýsý Ubeyyid’den zayýf bir senedle)

 

3. Kulaðý Korumak

Kulaðý her mekruhu iþitmekten alýkoymak gerekir. Çünkü söylenilmesi haram olan her þeyin iþitilmesi de haramdýr. Ýþte bu sýrra binaen Allah Teâlâ, gýybet dinleyen ile haram yiyeni eþit tutmuþtur:

“Onlar sürekli yalan dinlerler, haram yerler.” (Mâide/42)

“Rabbanîlerin ve hahamlarýn, onlarý günah söz söylemekten, haram yemekten menetmeleri gerekmez miydi? Bu yaptýklarý ne de kötüdür!” (Mâide/63)

Bu bakýmdan gýybete karþýlýk sükût haramdýr.

Allah Teâlâ þöyle buyurmuþtur:

“Çünkü o zaman siz de onlar gibi olursunuz.” (Nisâ/140)

Bu sýrra binaen Hz. Peygamber de þöyle buyurmaktadýr:

“Gýybet edenle, onu dinleyen, günahta ortaktýrlar.” (Taberânî, Ýbn Ömer’den benzerini sahih bir senedle)

 

4. Diðer Âzalarý Korumak

Diðer âzalarý da günahtan alýkoymak gerekir. Meselâ el ve ayak gibi. Karnýný iftar zamanýnda nefsin istediði þehvetlerden korumalýdýr. Helâl yemekten çekinmek suretiyle oruç tutup, iftar zamanýnda haram ile iftar edenin orucu hiçbir fayda temin etmez ve manasýz kalýr. Böyle bir oruçlunun durumu týpký bir köþk binâ edip, bir þehri yýkanýn durumuna benzer. Çünkü helâl yemek ancak fazla yendiði takdirde zarar vericidir. Onun azý ise, faydalýdýr. Bu bakýmdan oruç, onu azaltmak için icâd edilmiþ bir ibadettir. Zararýndan korkarak ilâçlarý terk etmek, sonra da zehir almak, hamakattan baþka bir þey deðildir. Haram ise, dini yok eden bir zehirdir. Helâl ise, azý fayda, çoðu zarar veren bir ilâçtýr. Oruçtan gaye, helâlý azaltmaktýr.

Çünkü Hz. Peygamber (s.a) þöyle buyurmuþtur:

“Nice oruç tutanlar vardýr ki, orucundan sadece açlýk ve susuzluk elde eder.” (Nesâî ve Ýbn Mâce, (Ebu Hureyre’den)

Bu hadîsin tefsirinde bazý âlimler, akþam fazla yemek suretiyle harama giren bir kimsenin kast olunduðunu söylemiþlerdir. Bazýlarý da, bu öyle bir kimsedir ki, helâl yemekten nefsini meneder, fakat haram olan gýybette bulunmak suretiyle orucunu bozar. Bazý âlimler de âzalarýný haramdan korumayan bir kimsenin kast olunduðunu söylemiþtir.

 

5. Ýftarda Az Yemek

Ýftar zamanýnda týka basa helâl de olsa yememek gerekir. Helâl de olsa týka basa doldurulan karýn, Allah nezdinde en fazla buðzedilen kaptýr. Oruçlu bir kimse, gündüz yemediklerini iftar zamanýnda týka basa yerse, acaba Allah’ýn düþmaný olan nefis ve þeytaný nasýl kahredebilir ve þehvetini nasýl kýrabilir? Bazen de kiþi, oruçlu olmadýðý takdirde yiyeceklerinin birkaç mislini temin ederek iftarda yer.

Hatta öyle âdet edilmiþtir ki, yemeklerin en nefisleri Ramazan ayý için tedârik edilir ve o ayda, birkaç ayda yenilmeyecek kadar çeþitli yemekler yenir. Oysa oruçtan gaye, mideyi aç býrakmak, hevâ ve þehveti kýrmak ve böylece nefsi, takvâya alýþtýrmaktýr. Bu, orucun baþta gelen hedefidir.

Fakat mide sabahtan akþama kadar aç býrakýlýr, tam aksaný zamaný yemeðe karþý þehvetle isteði kabardýðýnda, ona lezzetli yemekleri yedirip doyurursa, onun iþtahý daha da fazlalaþýr ve kuvveti daha da geliþir. O zaman öyle þehvetler baþ gösterir ki, þâyet nefis eski âdetlerinde býrakýlýp oruç vesilesiyle bu kadar çeþitli yemeklerle beslenmeseydi, daha sakin olacaktý.

Ýþte bu nedenle orucun ruhu ve özü, þeytanýn elinde þerlere sevk etmek için vesile olan nefsin kuvvetlerini kýrmaktýr. Bu ise, ancak iftar zamanýnda az yemekle hâsýl olabilir. Yani eðer oruçlu olmasaydý, akþam ne yiyecekse, oruçlu olduðu zaman da sadece onunla yetinmelidir. Eðer bütün gün, yiyeceklerini toplayarak hepsini üst üste iftar zamanýnda yerse, o zaman orucundan herhangi bir fayda temin edemez.

Orucun âdâbýndan birisi de, açlýk, susuzluk ve zâfiyeti hissetsin diye gündüz uyumamaktýr. Böyle yaptýðý takdirde kalbi saflaþýr. Her gece biraz daha zayýf olmak suretiyle gece namazlarýna kalkmak imkânýna sahip olur. Bu durumda umulur ki, þeytan kalbinden uzaklaþýr. Þeytanýn pençesinden kurtulan kalp, gökler âleminde seyretme imkânýna sahip olur. Zaten kadir gecesi, gökler âleminde seyretme imkânýna sahip gece demektir. Nitekim ‘Muhakkak biz Kur’an’ý kadir gecesinde inzâl ettik’ ayetiyle bu mana kast olunmuþtur.

Kalbi ile göðsü arasýnda bir yemek torbasý meydana getiren kimse, böyle bir þereften mahrumdur. Sadece midesini yemekten boþaltmak da bu mahcubiyet perdesinin aralanmasýna kâfi deðildir. Himmetini de Allah’tan baþka her þeyden boþaltmalýdýr. Ýþte o zaman, hakikatin tamamýný elde etmiþ olur. Bu durumun ilk basamaðý az yemektir.

 

6. Ýftar Sonrasýnda Korku ile Ümit Arasýnda Olmak

Oruçlunun iftardan sonra kalbi korku ve ümit arasýnda muzdarip olmalýdýr. Çünkü orucunun kabul edilip kendisinin Allah’a yakýn olanlardan veya orucunun kabul edilmeyip Allah’ýn gazâbýna maruz kalanlardan olup olmadýðýný kestirememektedir. Her ibadetin sonunda da böyle olmalýdýr.

Hasan b. Ebî Hasan b. Hasan el-Basrî, kahkaha ile gülen bir grubun yanýndan geçerken onlara þöyle der:

“Ey insanlar! Allah Teâlâ, Ramazan ayýný, kullarý için bir yarýþ sahasý olarak yaratmýþtýr. Kullar o ayda ibadet hedefine doðru koþuþurlar. Þüphesiz o grup, zaferi elde eder, diðer bir grup ise geri kalýp, mükâfat kazanmaktan mahrum kalýr. Hayret edilecek durum, o gülen ve oynaþan kimselerin durumudur ki, halkýn koþtuðu hedefe kavuþtuklarý bir günde, onlar gaflet içerisinde gülüþüp oynaþýrlar. Böyle bir nimetten mahrum kalýrlar. Ey gülenler! Þunu iyi bilin. Allah’a yemin ederim ki, eðer Allah Teâlâ perdeyi aralasaydý, iyilik yapan iyiliðiyle, kötülük yapan da üzüntüsüyle meþgul olur, böylece gülmek kapýsý kapanýrdý.”

Ahnef b. Kays’a, “Sen piri fâni bir kimsesin. Oruç seni zayýf düþürmektedir. (Oysa þer’an piri fâni olan kimseler, fidye vermek suretiyle oruç tutmayabilirler) neden oruç tutuyorsun?” denildiðinde þöyle demiþtir: “Ben, uzun bir sefere hazýrlýk yapmaktayým. Allah’ýn azabýna sabretmek, ibadetine sabretmekten daha zordur.”

Ýþte orucun bâtýnî mânâlarý bunlardýr.

 

Soru: Bir kimse, karnýnýn ve tenâsül uzvunun þehvetlerini menedip bu manalara riayet etmese dahi fakihlerin fetvâsýna göre orucu sahihtir. Bu hükme ne dersiniz?

 

Cevap: Zâhire göre hüküm veren fakihler, bâtýnî þartlar hakkýnda ileri sürdüðümüz delillerden zayýf delillere dayanacak zâhir þartlarý tespit etmektedirler. Hele gýybet ve benzeri gibi manevî ve bâtýnî þartlar karþýsýnda onlarýn delilleri çok zayýf kalýr. Fakat zâhire göre hüküm veren fakihler, ancak dünyaya sarýlmýþ ve gaflete dalmýþ, halk ve avam tabakasýna kolay gelen tekliflere bakarlar. Onlarý bunun ötesi pek ilgilendirmez. Bakýþlarý tamamen âhiret âlemine yönelen âlimlere gelince, onlar orucun sahih olmasýndan, Allah nezdinde kabul edilmesini kastetmektedirler. Oruçtan; Allah’ýn sâmediyyet ahlâkýyla ahlâklanmayý anlamaktadýrlar. Mümkün olduðu kadar þehvetlerden kaçýnýp meleklere uymayý kastediyorlar.

 

Çünkü melekler þehvetlerden uzaktýr. Aklýn nûruyla þehvetlerini kýrmaya kudretli olan bir insanýn rütbesi, bu ruhtan mahrum olan hayvanýn rütbesinden üstündür. Fakat þehvetlere maruz kaldýðýndan, þehvetlerle mücadele etmek mecburiyetinde bulunduklarýndan, rütbeleri meleklerin rütbesinden aþaðýdýr.

 

Bu bakýmdan þehvete daldýkça esfeli safilîne doðru yuvarlanýp gider. Sonunda hayvanlardan daha aþaðý bir duruma düþer. Þehvetleri kýrdýkça a‘lâi illiyyîne (yücelerin yücesine) yükseliþ sonunda meleklerin ufuðuna varýr. Melekler ise, mânen Allah’a yakýn kullardýr. Onlara uyan ve onlarýn ahlâkýyla ahlâklanan da onlar gibi, Allah’a yakýnlaþmaktadýr. Çünkü yakýn olana (meleklere) yakýnlaþan, hedefe (Allah’a) da yakýnlaþmýþ demektir. Buradaki yakýnlaþma, mekân bakýmýndan deðil, sýfat bakýmýndandýr.

 

Mademki kalp erbabý ve akýl erbabý nezdinde orucun sýr ve hikmeti budur, o halde þehvetlere dalarak gündüz yenen iki öðün yemeði iftar zamanýnda bir arada yemekten ve bütün gün kendisini aç býrakmaktan ne fayda temin edilebilir? Eðer bu hareket, herhangi bir fayda temin etmiþ olsaydý, o zaman Hz. Peygamber’in ‘Nice oruçlular vardýr ki, oruçlarýndan sadece açlýk ve susuzluk elde ederler’ sözünün mânâsý ne olurdu?

 

Bu sýrra binaen ashâbdan Ebu Derdâ (r.a) þöyle buyurur:

“Akýllýlarýn uykusu ve iftarý ne güzeldir! Nasýl olur da akýllýlar ahmaklarýn orucuna ve uykusuz kalmalarýna hayret ediyorlar? Takvâ ve yakîn sahibi olan bir kimsenin ibadetinin bir zerresi, maðrurlarýn daðlar kadar olan ibadetinden daha üstün ve daha makbuldür!”

 

Bu sýrra binaen bir âlim de þöyle buyurur:

“Nice oruçlu vardýr ki oruçsuzdur ve nice oruçsuz vardýr ki oruçludur.
Oruçsuz oruçlu o kimsedir ki, yer, içer ve fakat âzalarýný günahlardan korur. Oruçlu oruçsuz ise, yemez içmez, fakat âzalarýný günahlardan korumaz.”

 

Orucun mânâ ve sýrrýný anlayan bir kimse bilir ki, yemek ve içmekten geri durup diðer günahlarla yoðrulan bir kimse, týpký abdest alýrken âzalarýný üç defa meshetmek suretiyle zâhirde âdete uymuþtur. Ancak en önemli þey olan yýkamayý terk etmiþtir.

 

Bu bakýmdan bu cehaletinden ötürü kýldýðý namaz, merdud ve bâtýldýr. Yiyip, âzalarýný haramdan koruyan bir kimsenin meselesi de abdest âzalarýný birer defa yýkayýp abdest alan bir kimsenin meselesine benzer. Bu kimse, abdestin þartýný yerine getirdiði için, Allah indinde namazý makbuldür, her ne kadar fazileti terk etmiþse de...

 

Yemek ve içmekten sakýnýp azalarýný da haramdan koruyan bir kimsenin meselesi ise, abdest âzalarýnýn her birisini üçer defa yýkamak suretiyle abdest alan kimsenin meselesine benzer. Böyle bir kimse hem aslý, hem fazileti yerine getirdiðinden kemâlin zirvesine çýkmýþ olur.

 

Hz. Peygamber (s.a) þöyle buyurmaktadýr:

“Oruç emanettir. Bu bakýmdan herhangi biriniz Allah’ýn kendisine teslim ettiði emaneti korusun ve zâyi etmesin.” (el-Haraitî, Mekârimu’1-Ahlâk, Ýbn Mesud’dan)

 

‘Allah size, emanetleri ehline vermenizi emreder’ (Nisâ/58) ayetini okuduðunda, Hz. Peygamber elini kulaðýna ve gözüne koyarak þöyle buyurmuþtur:

“Kulak emanettir, göz emanettir.”

 

Eðer kulak ve göz orucun emanetlerinden ve oruçla korunmasý gereken þeylerden olmasaydý, Hz. Peygamber, “Ben oruçluyum desin” (Ebu Dâvud, Ebu Hureyre’den) demezdi.

 

Yani oruçlu bir kimseye biri söver ve onunla kavga etmek isterse, oruçlu ona, “Dil, Allah’ýn bendeki emanetidir. Onu korumakla mükellefim. Sana kötü cevap vermek suretiyle o emanete nasýl ihanet edebilirim” demelidir.

 

Bu hakikatlerden sonra anlaþýlmýþ olmalý ki, her ibadetin zâhiri ve bâtýný, kabuðu ve özü vardýr. Her ibadetin kabuklarý hususunda da dereceleri ve her derecenin de kademeleri vardýr. Bunu bildikten sonra dilersen sadece kabukla yetinir, öze inmezsin, dilersen akýllýlarýn er meydanýna inersin.

 

Ýmâm Gazalî, Ýhyâu ‘Ulûmi’d-Dîn, I, Oruç Bölümü


 
 
   
Yazdýr

 

 

BU KATEGORÝDEKÝ DÝÐER YAZILAR

4

31/03/2012 Seni Görmediðimiz Halde... Mevlânâ

4

19/01/2012 Hýrka Giymek, Sühreverdî (k.s)

4

25/12/2011 Tasavvufun Menþei ve Geliþmesi, es-Sülemî

4

19/12/2011 Edebi Terk Eden..., Sülemî Risâlesi

4

25/10/2011 Ýntisâbsýz Zikretmek-Fikretmek, Daðýstânî

4

19/10/2011 Mesnevî'den... Ben Bir Aynayým

4

28/09/2011 Âlimlerin Mürþide Ýhtiyacý, Daðistanî (k.s)

4

28/09/2011 Mesnevîden... Hz. Ömer ve Romalý Elçi

4

23/09/2011 Sûfilerin Ahlaký, Sühreverdî (k.s)

4

26/08/2011 Alvarlý Efe Hazretleri (k.s)

4

23/07/2011 Âþýk Öldüren Mescid

4

19/06/2011 Mevlânâ'dan...

4

11/05/2011 Son Nefeste Ýman

4

07/05/2011 Mevlânâ Hazretlerinin (k.s) Vecde Geliþi

4

06/03/2011 Aþk Damlalarý

4

11/02/2011 Ey Gönül ! Mevlânâ'dan...

4

01/02/2011 Ben, Sizi Sizsiz Ýsterim, Hz. Mevlâna

4

14/01/2011 Horasan Erenleri, Prof. Mustafa Kara

4

09/01/2011 Sûfilere Göre Evlilik ve Bekarlýk

4

28/11/2010 Can Çekiþme Aný, Ýmam Gazâlî (k.s)

4

23/11/2010 Ahmed Yesevî'de Aþk-ý Rasûl

4

18/11/2010 Sûfilerin Ahlaký, Sühreverdî (k.s)

4

14/11/2010 Gerçek Hacc

4

28/10/2010 Mal Sahibi Mülk Sahibi... - Prof. M.Kara

4

21/10/2010 Uzlet Hayatýnda Öðrendiklerim, Ý.Gazalî (k.s)

4

12/10/2010 Fakirliði Satýn Alma

4

11/10/2010 Veliler Sofrasý, 41. Nasihat

4

07/10/2010 Sûfî Görünenler, Sühreverdi (k.s)

4

26/09/2010 Hz. Mevlânâ'dan - Mürþid-Mürid-Ýlahî Aþk

4

16/09/2010 Tasarrufta Bulunmak

4

29/08/2010 Râbýtada Gâye

4

19/08/2010 Anlayýþ Makamý, Sühreverdî (k.s)

4

05/08/2010 Hz. Âiþe'nin Zühdü (r.anhâ)

4

22/06/2010 Kendini Aþmanýn Yolu, Ý.Gazalî (k.s)

4

02/06/2010 Sûfî Kimdir? Ý.Gazalî

4

13/05/2010 Tasavvuf Nasýl Bir Yoldur?

4

24/04/2010 Riyâzet ve Nefsânî Þehvet

4

19/04/2010 Fenâfi'r-Rasûl

4

14/04/2010 Gazalî'ye Göre Muhabbet/Iþk

4

04/04/2010 Latâif...

4

21/03/2010 Mürþidine Hizmet Edebi

4

17/03/2010 Aldanan Sûfîler (2)

4

06/03/2010 Aldanan Sûfîler (1) Ý.Gazalî

4

31/01/2010 Þeyhine Ýtaatsizliðin Sonu

4

01/01/2010 Heybet ve Üns - Kuþeyrî

4

21/12/2009 Gecenin Son Bölümü - el-Mekkî

4

05/12/2009 Küçümseme Hastalýðý

4

09/11/2009 Hz. Eyyûb’un (r.a) Zühdü

4

06/11/2009 Kalýp ve Kalp - Ý. Gazalî

4

01/11/2009 Ve Âtinâ Mahabbeteke...

4

30/10/2009 Üveys el-Karânî’nin Zühdü

4

20/10/2009 Îsâr

4

18/10/2009 Ahmed Kuddûsî (kaddesallahu sýrrahu’l-azîz)

4

17/10/2009 Âhiret Hayatýna Hazýrlýk

4

10/10/2009 Hz. Ali’nin (k.v) Zühdü

4

01/10/2009 Ma‘rifet

4

30/09/2009 Yokluða Ulaþmak

4

25/09/2009 Nefse, Nasýl Davranmalý?

4

25/09/2009 Gören Gözle Bakmak

4

04/09/2009 Kabir Azabý Hakkýnda… Ýmâm Gazâlî

4

02/09/2009 Hz. Ýbrahim’in (a.s) Zühdü

4

13/08/2009 Haçkalý Baba (k.s)

4

06/08/2009 Orucun Sýrlarý ve Bâtýnî Þartlarý

4

30/07/2009 Ýman-Ýmtihan Münasebeti

4

15/07/2009 Nefsle Cenk Usûllü

4

18/06/2009 Tevbe ve Ýstiðfar

4

06/06/2009 Kimlerle Arkadaþ Olunur?

4

22/05/2009 Sýrrý Ýfþâ Etmek

4

17/05/2009 Gözün Takvasý

4

09/05/2009 Kalbin Hakikati

4

03/05/2009 Sevgiyle...

4

28/04/2009 Tasavvuf Aslýnda Ashabýn Yaptýklarýdýr, Yoludur!

4

26/04/2009 Sûr’a Üfürmek ve Kabirden Kalkmak

4

15/04/2009 E.Rumî, Riyazet ve Nefsânî Þehvet

4

08/04/2009 el-Mekkî, Niyetle Ýlgili Meseleler

4

07/04/2009 Eþrefoðlu Rûmî... Gaflet

4

05/04/2009 Tasavvufi Hallerden VECD

4

23/03/2009 Gören Gözle Bakmak

4

23/03/2009 Tevekkül-i Aslî - Ebû Tâlib el-Mekkî (ks)

4

20/03/2009 Eþrefoðlu Rûmî... IÞK

4

18/03/2009 Kendini Bilmek, Allah’ý Bilmenin Anahtarýdýr

4

15/03/2009 Er-Refik Sümme't-Tarik "Önce Arkadaþ, Sonra Yol"

4

07/03/2009 Tasavvufun Merhaleleri ve Mevlânâ

4

04/03/2009 Ölümü Hatýrlamayý Kalbe Yerleþtirmenin Yollarý

4

28/02/2009 Tasavvuf Aleminin Kiþilikleri

4

25/02/2009 Kibir ve Âfetleri

4

21/02/2009 Gönül Âlemi

4

17/02/2009 Tefekkür-i Mevt

4

14/02/2009 Kimlik Arayýþlarý

4

07/02/2009 Evvâh Olan Kullar, Zülcenâheyn

4

06/02/2009 Ýlhamla Öðrenim

4

28/01/2009 O'nunla Olmak

4

19/01/2009 Þekle Aldananlar

4

31/12/2008 Amelsiz Âlimler

4

26/12/2008 Tasavvuf Zühddür

4

19/12/2008 Ölümü Hatýrlamanýn Fazileti ve Bu Husustaki Teþvikler

4

19/12/2008 Gece Ýbadetini Kolaylaþtýran Bâtinî Sebepler

4

18/12/2008 Pirimizden -Kalbin Hastalýðý

4

16/12/2008 Gece Ýbadetine Kalkmayý Kolaylaþtýran Zâhirî Sebepler

4

16/12/2008 Pirimizden -Ölmeden Evvel Ölmek
 
New Page 1
BANT YAYINI

DUYURULAR

8 2012-05-17
Makaleler
Kýymetli ziyaretçilerimiz, Avrupa Ýlahiyat Fakültesi rektörü saygýdeðer Abdullah DEMÝRCÝOÐLU Efendi Hz.lerinin birbirinden deðerli, mana yüklü yazýlarýný sitemizden takip edebilirsiniz.

PEYGAMBERÝMÝZ
HZ.MUHAMMED (S.A.V)

KÂDÝRÎ SÝLSÝLESÝ

GAVSULAZAM
ABDULKADÝR GEYLANÝ HZ.

HACI MUSTAFA
HAYRÝ MALATYAVÝ (K.S)

ABDULLAH DEMÝRCÝOÐLU
HOCAEFENDÝ

TASAVVUF MEKTEBÝ

KERAMETLER VE
MENKIBELER

TASAVVUF YOLUNA
GÝRMEK ÝSTÝYORUM

O ve BEN

SÝZDEN GELENLER

TASAVVUF
KÜLTÜR ve SANATI

KÝTAP TANITIMI

Muhyiddin Ýbn Arabi'nin Günlük Dualarý
Yaþayan Kur'an
Sana Esirim

BÝR AYET

"Ey inananlar, eðer imânâ karþý küfrü seviyorlarsa babalarýnýzý ve kardeþlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onlarý veli tanýr(dost tutar)sa iþte zâlimler onlardýr.
De ki: "Eðer babalarýnýz, oðullarýnýz, kardeþleriniz, eþleriniz, hýsým akrabânýz, kazandýðýnýz mallar, düþmesinden korktuðunuz ticaret(iniz), hoþlandýðýnýz konutlar, size Allah'tan, Elçisinden ve O'nun yolunda cihâdetmekten daha sevgili ise o halde Allâh emrini getirinceye kadar gözetleyin (baþýnýza gelecekleri göreceksiniz)! Allâh, yoldan çýkmýþ topluluðu (doðru) yola iletmez."


( Tevbe - 23)

BÝR HADÝS

Hz. Ali'nin (r.a.) rivayet ettiðine göre Hz. Peygamber (a.s.) þöyle buyurmuþtur:
"Benim aðzýmdan yalan uydurmayýnýz! Her kim benim aðzýmdan yalan söylerse ateþe girsin!"
Müslim, Mukaddime, 2 ( l,10)

MÜRÞÝDÝMÝZDEN

"Allah katýnda en üstününüz O'ndan en çok korkanýnýzdýr" buyuran Cenab-ý Allah'ýn ayetine kulak vermeliyiz. Bunun için rengi, ýrký, cinsi ne þekilde olursa olsun "Müslüman müslümanýn kardeþidir" hadisi þerifini unutmamalýyýz.

( Abdullah Demircioðlu)

FOTO ALBÜM

ANA SAYFA  |  HAKKIMIZDA  |  ARÞ
ANA SAYFA  |  HAKKIMIZDA  |  ARÞÝV  |  ZÝYARETÇÝ DEFTERÝ  |  ÝLETÝÞÝM
HOME

desing : canliyayin.org

 2006 © MURÝDAN