226. Cerîr b. Hazým, Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr’in þöyle dediðine þahid olduðunu haber veriyor: “Eyyûb’un (a.s) iki tane erkek kardeþi vardý. Bir gün onun yanýna geldiler. Orada bir kokuya tesadüf ettiler ve ‘Eðer Allah, Eyyûb’de bir hayýr görseydi, bu hallere düþmezdi’ dediler. Eyyûb (a.s), kendisine bundan daha aðýr gelecek birþey iþitmemiþti. (Ellerini açýp) ‘Allah’ým! Ben bir açýn yerini bildiðim halde, benim bir gece olsun tok yatmadýðýmý biliyorsan, beni tasdik et!’ diye yalvarmýþ ve Allah tararýndan tasdik edilmiþtir. Ýki kardeþi de bunu iþitmiþlerdir. Yine o, ‘Allah’ým! Ben bir çýplaðýn yerini bildiðim halde, asla gömlek giymediðimi biliyorsan, beni tasdik et’ diye yakarmýþ ve Allah tarafýndan tasdik edilmiþtir. Kardeþleri de bunu duymuþlar. Daha sonra da secdeye kapanýp ‘Ey Allah’ým! Baþýma geleni benden alýp götürmeden (beni iyileþtirmeden) kafamý kaldýrmayacaðým’ demiþ ve Allah Teâlâ da onu derhal iyileþtirmiþtir.” (Râvîler, Yezîd’in bir seferindeki; ‘Eðer Eyyûb’un Allah katýnda bir hayrý olsaydý, baþýna bütün bunlar gelmezdi,’ sözünü tekrarlamýþlardýr.)
227. Gavs b. Câbir, Ukayl’dan þu sözünü iþittiðini haber vermiþtir: “Vehb b. Münebbih’e ‘Eyyûb’un (a.s) þeriatý ne idi?’ diye sorulmuþ. O da ‘Tevhid ve insanlarýn arasýný düzeltmekten ibaretti’ cevabýný vermiþ. Onlardan biri Allah’tan bir þey isteyecekleri vakit, secdeye kapanýr ve ne ihtiyacý varsa, onu Allah’tan talep ederdi. Yine Vehb’e ‘Eyyûb’un (a.s) ne kadar malý vardý?’ denilmiþ. O ‘Üç-bin dönüm’ cevabýný vermiþ. ‘Her bir dönümde bir köle, her kölenin yanýnda bir câriye ve her câriye ile beraber ikiþer merkeb ve bunlara ilaveten on dört bin koyunu vardý. Hiçbir misafiri evinin dýþýnda gecelemediði gibi, hiçbir yemeðini de beraberinde bir fakir olmadan yemezdi’ demiþtir.”
228. Abdullah b. Anýr b. Âs’dan (r.a), “Bir insan, ticaret yapmadan yer içerse, hem azar ve hem de isyan eder” dediði rivayet edilmiþtir.
229. Ýmran Vehb b. Münebbih’in; “Eyyûb (a.s) mübtela olduðu hastalýðý yedi sene çekmiþtir” dediðine þahit olduðunu rivayet etmiþtir.
230. Süleyman et-Teymî: “Eyyûb, köyünün kilisesinde yedi sene kaldý” demiþtir.
231. Vehb b. Münebbih, babasýndan naklen þunu haber vermiþtir: “Ýbn Abbas ile beraberdik. Sehmoðullarýnýn kapýsý önünde bir grubun münakaþa ettikleri söylendi. Öyle zannediyorum ki, kader konusuydu. Ýbn Abbas onlarýn yanýna gitmek için doðruldu, kalktý. Bastonunu Ýkrime’ye verdi. Bir elini onun üzerine diðerini de Tâvûs’un üzerine koyarak (yola koyuldu). Münakaþa edenlerin yanma vardýðý vakit ona yer araladýlar ve ‘Hoþ geldin’ dediler. Fakat o oturmadý ve ‘Ey Vehb, genç nasýl’ demiþti? diye sordu. O da þöyle cevap verdi ‘Genç Allah’ýn azamet ve celaletini hissetmiþti. Ýnsanýn dilimi baðlayýp kopartan, kalbindeki umutlan kýran ölümü andý ve (Ey Eyyûb! Ne bir ahrazhklan ve ne de dilsizlikleri olmadýðý halde Allah korkusunun kendilerini susturduðu, Rahmanýn has kullarý olduðunu bilmez misin? Onlarýn içerisinde Allah’ý ve Onun azametli günlerini bilen, edib, fasih ve hatib kimseler vardýr. Þu kadarý var ki, onlar Allah’ý andýklarý vakit, Allah’ý tazim ve teþbih için dilleri tutulur, kalpleri kýrýlýr ve akýllarý baþlarýndan gider. Bu hal kendilerinden geçip de, ayýldýklarý vakit, temiz amellerle Allah’a kulluða devam ederler. Akýllý ve kuvvetli kimseler olduklarý halde, kendilerini ifratta olanlardan, zalim ve hatalý insanlardan addederler. Oysa onlar çok nezih ve temiz insanlardýr. Þurasý var ki, Allah’a karþý ne kadar çok amel etseler onu yeterli görmezler az bir amele de razý kalmazlar. Yaptýklarý ameller sebebi ile de O’na karþý böbürlenmezler. Her nerede karþýlaþýrsan karþýlaþ, onlarýn devamlý bir Allah korkusu, ürperti ve haþyet içerisinde olduklarýný görürsün.’ Daha sonra, Ýbn Abbas oradakilerden ayrýldý ve eski yerine döndü.”
232. Nevf el-Bekâlî’den þöyle dediði rivayet edilmiþtir: “Ýsrailoðullarýndan bir grup, Eyyûb’un (a.s) yanýna uðramýþlar ve ‘Baþýna ne gelmiþse mutlaka iþlediði çok büyük bir günah yüzünden gelmiþtir,’ demiþler. Eyyûb (a.s), bunu iþitmiþ ve o esnada ‘Baþýma bu dert geldi, sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye dua etmiþ.”
233. Ýbn Uyeyne’den þöyle dediði rivayet edilmiþtir; “Eyyûb’un (a.s) baþýna musibet gelince, birisini ashabýna gönderdi ve ‘Biliyor musunuz? Bu baþýma gelen neden gelmiþtir?’ diye sordu. Onlar da, ‘Biz senin bu halinin neden olduðu hakkýnda açýkça bir þey bilmiyoruz, ama sen bizim bilmediðimiz bir taraf var da onu saklýyorsan orasýný bilemeyiz’ demiþler ve yanýndan kalkýp gitmiþler. Yolda ilmi kendilerinden daha az olan birisiyle karþýlaþmýþlar. O adam onlara ‘Allah’ýn peygamberi sizi ne için çaðýrmýþ?’ diye sormuþ. Onlar da sebebini söylemiþler. O ‘Ben, gidip kendisine bütün bunlarýn niye baþýna geldiðini söyleyeyim’ demiþ ve Eyyûb’un (a.s) yanma gitmiþ. Onun da kendisine sormasý üzerine ‘Sen bir þey içtin ve ondan dolayý Allah’a þükretmedin; var bak, bir gölgelikte gölgelendin de, bu yüzden Allah’ýn nimetine þükretmedin! (iþte baþýna gelenler bu sebeplerden dolayý gelmiþtir) demiþ.”
234. Bekr diyor ki: “Allah Teâlâ Eyyûb’u (a.s) affettiði zaman üzerine altýndan çekirge yaðdýrmýþ, o da hemen toplamaya baþlamýþtýr. O sýrada bir ses ‘Ey Eyyûb! Seni ben zengin kýlmadým mý? Hâlâ doymadýn mý?’ diye seslenmiþ. O da ‘Senin fazlýna kim doyar, ya Rabbi’ cevabýný vermiþtir.”
Ahmed b. Hanbel, Kitâbu’z-Zühd
(2) Müslim, ez-Zühd, bab/5, no: 48; Tirmizî, 2381; Ýbn Mâce, 4206; Müsned 4/313; Taberânî, 183 (3196) 2/184 (1698); Ýbn Kesîr, 5/203; Beyhakî, 7/260, Hýlye, 10/51.