biat nedir?
Tasavvuf büyükleri ile sufilerin, derviş ve müridlerinden ahid almaları, müridlerin belirli konularda onlara söz vermelerinin müstehap olup olmadığı sorulduğu zaman şöyle cevap verilmiştir:
Şeyh ile mürid arasında gerçekleştirilen ahid alışverişi oldukça güzel bir hareket ve değer verilen bir davranıştır. Böyle bir sözleşme neticesinde varılan andlaşmanın getirdiği sorumluluk ve mükellefiyet, dervişler üzerinde bir murakabenin doğmasına, dolayısıyla onların islami bir hassasiyete sâhip olmalarına sebep olur. Bu ahid ve sözleşmede şeyh müridine her türlü ma'siyyet ve isyandan uzak kalacağı, bütün ibadet ve ta'atlara sımsıkı sarılacağı manasına gelen sözünü hatırlatarak kusurlarna anında müdahale edebilir.
Bu konuda oldukça çok hadis-i peygamberi mevcuttur.
a. Ubadetü'bnü's-Samit radıyallahü anh'den, Rasulüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in huzurunda bulunan sahabe-i kiramdan bir guruba şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Allah'a hiçbir şeyi eş ve ortak koşmayacağınıza, hırsızlık yapmayacağınıza, zina etme-
yeceğinize, çocuklarınızı öldürmeyeceginize, ma'ruf olan hiçbir hususta isyan etmeyeceğinize dâir bana söz verip biat ediniz. Kim söz verdiği konulara ri'ayet ederek gereğini eksiksiz ifa ederse ecir ve sevabı Allah'a aittir. Kim de bir suç ve günah işlerde cezası dünyada verilirse bu ceza o kimse için keffaret olur.Sahibini uhrevi ikabdan korur. Kimde bir günah ve suç işler Allah da bunu gizler ve ortaya çıkarmazsa (dünyada cezasız kalırsa) neticesi Allah'a aittir. Dilerse afveder. Dilerse cezalandırır. Biz bu konular üzerinde Rasülüllah'a biat ederek söz verdik. Doğrusunu en iyi bilen Allahü Te'ala'dır. (Fetâva-yı Halili eş-Şafi’i el-Makdisi -kaddesallahü sırrahü'l-celi -)
Biat ve sözleşmenin tanımlanmasına gelince:

Ayet-i Kerimesi'nden sonra, bir Fatiha-i Şerife, üç ihlas okunur. Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve selleme salat ü selamdan sonra, şeyh müridine takva ve benzeri güzel şeyleri tavsiye eder. (Fetâva-yi Halili)
Selemetü'bnü'l-Ekva' radıyallahü anh'den şöyle rivayet edilmiştir «Biz Kudeybiye'de kaylule uykusunda iken, kureyşlilerin ziyaret için Mekke-i Mükerreme’ ye giriş isteğimizi kabul etmediklerini işittik. Birden Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in münadilerinden birinin: «Bi'ata, bi'ata.. » diye çağırdığını duyduk. Cebrail aleyhisselam indi. Biz, ağaçlıklı ve gölgelik bir yerde bulunan Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem'in huzuruna çıktık ve O'na bi'at ettik. Orada bulunan ashab-ı kiram: 《Mekke fethedilinceye veya şehid oluncaya kadar savaştan kaçmayacaklarına dair Hz.Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'e bi'at ettiler.
Kureyşliler bi'at hâdisesini duyunca korkuya kapılıp savaşmaktan çekindiler. Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem in o sene Hudeybiye'den Medine'ye dönmesi ve ikinci sene gelip Mekke'yi ziyâretle umre yapmak şartıyla sulh teklifinde bulundular. Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem de: Araplar 《Müslümanlar Mekke'ye kılıç kuvveti ile ve zorla girdiler demesinler diye bu teklife riza gösterdi. Sahâbe de aynı şekilde andlaşma yaptılar ve döndüler. Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem'in Hudeybiye'den dönüşünde, başından sonuna kadar Fetih Suresi ve sonra da şu bi'at ayeti nazil oldu.
《Muhakkak Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'e itaata sımsıkı sarılacağına, müşriklerle sonuna kadar savaşta kararlı olacağına, ilahi emirleri ifa ve yasaklardan sakınacağına dâir söz verenler,
《Ancak Allahü Teâlâ’ya söz vermiş yani sanki Allah'la sözleşmiş ve O'na bi'at etmiş gibidir. Çünkü Allah Rasulünün bi'attan maksadı yalnızca Cenab-ı Hakk'ın rızası ve verilen sözle Allah'in emirlerine sımsıkı sarılmaya ve yasaklarından sakınmaya ri'ayetin
tevsikidir. Burada Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem ancak bir elçi, Allah ü Te'ala ile kulları arasında bir vasıtadır.

《Allah'ın eli onların elleri üzerindedir. Yani Allah'ın eli, seninle musafaha ve mübayaa ettikleri esnada sanki onların elleri üzerindedir. Böylece sözlerine sadık kalıp, bi'atlarına hassasiyetle riayet etsinler. Allah onları korusun ve bi'atlarının gereklerini terketmekten onları alıkoysun. İki kişi arasında akdedilen bir alış-veriş merasiminde, bir üçüncü şahıs bulunur, sözlerini yerine getirmeleri ve ahidlerini bozmamaları için ikisinin ellerini birbirine bağlar ve kendi ellerini de onların elleri üzerine kor ki, ahidleri sağlam, sözleri sadık ve alış-verişleri bereketli olsun. Araplar ticari hayatta bu adeti benimsedikleri için böyle bir teşbih yapılmıştır.
Ya da: 《Allah'ın eli onların elleri üzerindedir》demek Allah'ın nazar ve nusratı, kuvvet ve kudreti onlar üzerindedir» demektir.》

«Kim sözüne sadık kalmaz ve bi'atını bozarsa, onun bu bozgunculuğunun zararı yine kendi aleyhinedir. Çünkü verdiği sözden cayan başka biri değil, bizzat kendisidir.

《Kim de verdiği sözde durur ve bi'atının gereklerini hakkıyla ifa ederse Allah onu cenneti ve rızası ile mükafatlandıracaktır. Cennette cemalini görmek ve vechini müşahede etmek şerefine erişecektir.