فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ  ·  "Beni zikredin ki Ben de sizi anayım" (Bakara, 152)
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

istihare namazı nasıl kılınır?

Muhtelif 19 Haziran 2019 5 okunma
SORU
istihare namazı nasıl kılınır?
CEVAP

Ulemanın bir kısmı, istihare namazının ilk rek'atında zamm-ı sure olarak Kafirün Suresi’nin, ikinci rek'atında da ihlas Suresi'nin okunmasının güzel olduğunu ileri sürmüşlerdir.

 

Bacuri ise: Birinci rek'atta el-Kasas Suresi (28) 'nin 68 ve 69. ayet-i kerimelerini; ikinci rek'atında da el-Ahzab Süresi (33)'nin 36. ayet-i kerimesi'nin okunmasının lüzumuna işaret etmişlerdir. Bu ayetlerin ma'naları şöyledir:

 

《Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Seçim onlara ait değildir. Allah onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. Rabb' ın onların göğüslerinin neyi gizleyip neyi açığa vurduğunu bilir.» (el-Kasas (28), 68-89).

 

《Allah ve Rasulü bir iste hüküm verdigi zaman, artık inanmış bir kadın ve erkeğe, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasulü'ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüştür.》(el-Ahzab (33), 36).

 

Şeyhinin emriyle istihâre eden bir müridin sadakati, istihare ile isbat edildikten sonra kendisine zikir telkini nasıl yapılır? Mürşidinin işareti ve izni ile istihare eden ve işinin hayra vesile olmasını dileyen müridin, istiharesi ve rü'yasında gördükleri uygun ise, şeyh müridine; gusül abdesti alarak geçmiş günahlarına tevbe etmesini, sonra iki rek'at tevbe namazı kılmasını, ardından da fakir, öksüz ve güçsüzlere tasaddukta bulunmasıni emreder. Bunların eksiksiz ifâsından sonra şeyhinin huzuruna gelir ve önünde diz çöker. Dizlerini şeyhinin dizlerine bitiştirir. Şeyh onun sağ elini musafaha eder gibi eline alır. Bilahare ondan, ömrünü törpüleyen, hayatına heder eden bütün ma'siyet, isyan ve günahlardan tevbe etmesini ister. Müridden, tevbe ettiklerine tekrar dönmeyeceğine, üzerinde hakkı bulunan hak sahiplerine haklarını helal ettireceğine, düşmanları ile barışarak her türlü kin ve husumetten kurtulacağına dair söz alır. Böylece mürid, kalbini meşgul edebilecek, dikkatini kendisine çekerek gaflete sürükleyebilecek bu ilgi ve alakalardan kurtulmaya çalışır. Ayrıca sünnet-i seniyye-i peygamberi'ye kesinlikle uyacağına, ruhsatları terkedip azimetlerle amel edeceğine,

her türlü bid'attan uzaklaşacağına, güzel ahlak ile ahlaklanıp, her türlü kötülük ve çirkin davranışlardan sakınacağına dair yemin ederek mürid şeyhine söz verir. Ardından da mürşid ile mürid şu şekilde istiğfar ederler:

 

《O'ndan başka ilah olmayan, Hayy ve Kayyum olan, arzn ve semanın yaratıcısı olan Yüce Allah'tan, bütün günahlarımın ve kendi aleyhime işlediğim zulümlerin afvını isterim. Kendi kendine zulmeden bir kulun tevbe ve pişmanlığı ile O'na tevbe ederim. Çünkü kul, kendi kendisini öldürme, kendi kendine hayat verme ve öldükten sonra dirilme gücüne sahip değildir.》

 

Sonra şeyh: el-Fetih Suresi (48) 'nin şu 10. ayet-i kerimesini okur:

 

《Sana biat edenler (islam uğrunda ölünceye kadar savaşmak üzere sana söz verenler) gerçekte Allah'a biat etmektedirler. Allah'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmuş olur ve kim Allah'a verdiği sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir.»

 

Bilahare şeyh ve mürid ellerini dizlerinin üzerine kor, gözlerini yumarlar. Sonra şeyh, müridinin kalbine ta'lim ve telkin niyyetiyle kalben üç def'a Cenab-ı Hakk'in Zat ismini 《Allah, Allah, Allah,》diyerek tam bir teveccüh ve huzur ile zikreder. Gözlerini açarlar. Şeyh ve mürid ellerini kaldırarak, şeyh dua eder, mürid de amin der. Ellerini yüzlerine çalarlar. Bundan sonra mürid, şeyhinin elini öperek yerinden kalkar ve izin isteyerek huzurdan ayrılır. Mürşidinin tavsiye ettiği şeylerle meşgul olarak, ona verdiği ahd ve mensubiyetle, duyduğu muhabbeti her zaman muhafaza etmeye çalışır. Verdiği söz ve yeminin gereklerini yapar. Ömrünün sonuna kadar da asla ahdini bozmaz. (Hadimi, fi't-Tarikati'n-Nakş-bendi)

Deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Detay: Çerez Politikası