Muridan
Emirler ve Yasaklar

Emirler ve Yasaklar

Emri edâ et, yerine getir. Nehiy (menedilen şey) den uzak dur. Şu musîbetlere sabret, tahammül göster. Nafilelere sarıl, onlarla Allah’a yaklaş. İşte bu şekilde hareket edersen, “İntibâha gelmiş, gaflet uykusundan uyanmış kişi” olarak çağrılır ve, İzzet ve Celâl sahibi Rabbinin tevfîkini istemek için amel eden kişi sayılırsın.

Hem de çalışmanla ve amel kapısında huzur arama külfetini terk etmekle beraber. Bununla birlikte, O, yani Allah, seni kendisine vâlî edinmiştir. O’ndan iste ve huzurûnda tevâzû göster. Tâ ki, kulluk yapabilme sebep ve vesîlelerini senin için hazırlasın. Zîrâ hiç şüphe yok ki, O seni bir iş için murâd ettiği zaman, ona seni hazırlar. Senin zâviyenden, süratle hareket etmiştir. Yani kullukta senin süratli hareket etmeni emretmiştir. Kendi zâviyesinden de, sana tevfîk vermesi, yani seni muvaffak kılması, adeti ilahîsi cümlesindendir...
     
     Emir zâhirdir, apaçıktır. Tevfîk, yani Allah’ın vereceği muvaffakiyet ise batındır, âşikâre değildir. Günahlardan nehîy, zâhirdir. Günahlardan kaçınmak, apâşikâre emredilmiştir. Günah işlemekten hicâp duyarak onlardan uzak durmak ise bâtındır. Sen ancak Allah’ın tevfîkine tutunabiliyor, O’nun vermiş olduğu utanç duygusu ile ve O’nun korumasıyla günahları terk edebiliyor ve O’nun verdiği kuvvet sayesinde sabredebiliyorsun...
     
     Benim yanımda usluca durunuz, sebât gösteriniz, hâlis niyet sahibi olunuz, kararlı olunuz. Hakkımda töhmette bulunmayınız. Bilakis hüsn-ü zanda bulununuz. İşte benim söylediklerim size ancak bu taktirde faydalı olur. Ancak bu taktirde, benim sözlerimin ma’nalarını kavrayabilirisiniz...
     
     Ey beni ithâm eden kişi! Benim içinde bulunduğum bütün haller, yarın sana zâhir olacak. İçinde bulunduğum hallerden ötürü beni sıkıştırma. Kalbin mağlup olur ve sen gâlib gelirsin...
     
     Dünyanın ağırlıkları başımın üstündedir. Ahiretin ağırlıkları kalbimdedir. İzzet ve Celâl sahibi Allah ile alâkalı bütün ağırlıklar ise özümdedir, ruhumdadır. Benim bir yardımcım var mı ki? Kim ki hüsn-ü niyetle benim önümde diz çöker ve başını rehin bırakırsa işte o, İzzet ve Celâl sahibi Allah’a hamdedebilir. Benim, İzzet ve Celâl sahibi Hak’tan başka hiçbir kimsenin yardımına ihtiyacım yok.
     
     Akl-ı selîm sahibi olunuz, aklınızı kullanınız. Tasavvuf ehline karşı edepli olunuz. Onlar hakkında sû-i zanlarda bulunmayalım. Zirâ hiç şüphe yok ki, onlar, Allah’a giden yolun âşıkları, beldelerin ve insanların muhâfızları ve koruyucularıdır. Dünya ancak onların yüzü suyu hürmetine ayakta durur. Yoksa; sizin riyânız, ikiyüzlülüğünüz ve şirkiniz neyi ayakta tutmağa yarar ki ey münâfıklar, ey, İzzet ve Celâl sahibi Allah’ın ve Resulünün düşmanları, ey cehennem odunları!....
     
     Allah’ım, Sen benim tevbemi de, onların tevbesini de kabul buyur! Allah’ım, Sen, beni de onları da gafletten uyandır! Bana da onlara da merhamet et! Kalplerimizi ve diğer uzuvlarımızı Senin sevginin dışında her şeyden boşalt. Onları yalnız ve sadece kendine hasret. Eğer Senin hâricinde bir şeyle meşgul olurlarsa veya olmaları gerekirse, bu takdîrde diğer uzuvlar, dünyâlık husûsunda aile efradının geçimine hasredilsin. Kalb ve öz de yalnız ve sâdece Sana hasredilsin, ey Rabbimiz! Âmin...
     
     EY OĞUL! Mâsivâdan tamâmen sıyrılıp tek başına kalmadıkça senden bir şey sâdır olmaz, hiçbir menzil kat edemezsin. Her şeyden sıyrılıp Allah’ın huzûruna varmadıkça ve kalbî huzûra ermedikçe senden hiçbir şey sâdır olmaz, hiçbir dereceye erişemezsin. Amel kapısında sâbit kadem ol. Tâ ki Allah seni binanın yapımında bir meta olarak kullansın. Allah’ın vereceği muvaffakiyet ile sen, işte bu durumdasın. Allah’ın muvaffakiyet vermesi, senin durumuna ve amel kapısında sâbit kadem olup olmadığına bağlı. Eğer ihlâs ve samîmiyetle amel kapısında sâbit kadem olursan senin için Allah’ın muvaffakiyeti müyesserdir. Amelin esas sahibi ise İzzet ve Celâl sahibi Allah’dır. O, süratle kendisine kulluğa koşmanı sana emretmiştir. Sen, hiç vakit geçirmeden Allah’a kulluğa koşmalısın. Muvaffakiyet ise yalnız ve yalnız O’ndandır...
     
     Vah sana ki, insanlardan korkma ve onlardan umup onlardan bekleme bağları ile kendini bağlamışsın. Fânilerden korkuyor, fânilerden umuyorsun. Korkun da onlar umudun da onlar. Nefsinin ayaklarından bu bağları çöz. İşte bu takdirde o, İzzet ve Celâl sahibi Rabbinin hizmetine koşar ve O’nun huzûrunda mutmain olur. Nefsini dünyadan, dünyevî şehevâttan, kadınlara düşkünlükten ve Allah‘a giden yolda engel teşkîl eden bütün dünyalıklardan koru. Eğer takdîr-i ilahîde onun için bir kısmet bulunuyorsa senin emrin ve talebin olmaksızın bu kısmet ona mutlaka ulaşır. Sen de, İzzet ve Celâl sahibi Hakkın katında “zâhid” unvanını alırsın. Hem, Allah sana şerefli kul gözüyle bakar. Şunu iyice bil ki, sen; kendi gücüne, kendi kuvvetine ve kendi elindekine güvenip dayanmakta devam ettiğin müddetçe sana gaybdan hiçbir şey gelmez. Nitekim birisi der ki:
     
     - Cepte bir şey bulunduğu müddetçe gaybdan bir şey gelmez...
     
     Allah’ım; sebeplere dayanmaktan, heveslere, hevâî duygulara, âdet alışkanlıklara kapılmaktan Sana sığınırız. Bütün diğer hâllerde de şerden Sana sığınırız...
     
     Ey Rabbimiz! Bize dünyâda iyilik ver. Ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azâbından koru.

 

GAVSULAZAM

Top