Muridan
Rabbimizi Tanıyor muyuz?

Rabbimizi Tanıyor muyuz?

Bizi; şu içinde yaşadığımız kevn-ü mekânı, kâinâtı, canlı cansız her şeyi yoktan yaratan Yüceler Yücesi Rabbimizi ( Celle Şânühû) ne kadar tanıyoruz? Varlık ve birliğine iman ettiğimiz Mevlâmız hakkında nasıl bir inanca sahibiz? Elhamdulillâh ibâdet ediyoruz, bununla şereflenmişiz… İbadetin sonucu marifetullâhtır… Allâh-ü Teâlâ (c.c.) hakkında ilmimizin artmasıdır… Hakk Teâla (c.c.) hakkında bilgi sahibi olmak her müslümana farz-ı ayndır.

Rabbimiz hakkında bilgiler, bizlere Kur’an ve Hadis-i Şeriflerle bildirilmiştir… Zâhir ve Bâtın Âlimlerimizce açıklanmıştır… Bu bilgiler dışında kalan bilgiler batıldır… Kişiye göre inanç ve îtikâd olmaz… Bu sebebledir ki; Hristiyanlar ve Yahudiler Âlemlerin Rabbi hakkında sapık fikirlere düşmüşlerdir… Bazı sapık mezheblerde Kur’an ve Hadisleri kendi zannınca yorumlayarak aynı durumlara düşmüşlerdir… (Mu’tezile, Mücessime, Müşebbihe, Cebriye gibi…)

Hristiyanlar; teslis inancına kapılarak –hâşa- üçlü bir ilah inancı uydurmuşlardır. Yahudiler ise Peygamberlerden ve Meleklerden bazılarını –hâşa- Hakk Teâlâ Hz.lerinin oğul yada kızları sanmış ve dipsiz bir sapıklık çukuruna yuvarlanmışlardır. Halbuki Allâh katında tek geçerli din olan İslâm’ın yüce kitabında, Rabbimiz şöyle buyurarak kendini bize tanıtmıştır…

“De ki: O Allâh tek’dir. O Allâh Samed’dir. (Hiçbir şeye, kimseye muhtaç değildir) Doğmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.” İhlas sûresi

Bazı sapık mezheblerde Allâh’ı (c.c.) –hâşa- cisim sanmışlardır… Bazıları yaptığı işlerde O’nu (c.c.) yapmaya mecbur sanmışlar, kimi O’nu yarattıklarına benzetmiş, kimisi, O’na mekân isnâd etmişlerdir… Rabbimizi bu tür bozuk inançlardan tenzih ederiz. O’nun şânı yücedir…

Noksan sıfatlardan münezzehtir. Hazret-i Allâh’ın (c.c.) Zâtı, Sıfatları ve Fiillleri; mahlûkatın, fiil, zat ve sıfatlarına benzemez. Çok önemli bir hususta şudur: Allâh’ın Zâtı, kendisi düşünülemez, câiz değildir, ancak sıfatlarıyla ve bize verdiği nimetlere bakılarak, tefekkür edilerek O (c.c.) bilinir…

Akâid de Hazret-i Allâh’ın (c.c.) sıfatları hakkında bize bildirilen bilgi şudur:

Hazret-i Allâh’ın (c.c.) Zâtî Sıfatları:

Bu sıfatlar Allâh’a ait olup bunlarla başka hiçbir varlık mevsuf olamaz… Sıfatlanamaz…

1. Vucûd: Allâh vardır… Varlığı gerçektir… Yokluğu düşünülemez… Varlığı Zâtına layıktır… Bizim bildiğimiz gibi değildir, O’nun bize bildirdiği gibidir…

2. Kıdem: Allâh (c.c.) ezelidir, varlığının öncesi, başlangıcı yoktur…

3. Bekâ: O (c.c.) ebedidir… Varlığının sonu yoktur…

4. Vahdâniyet: Allâh (c.c.) bir’dir, ikincisi yoktur…

5. Muhalefet-ün lil havâdis: Allâh; (c.c.) yarattıklarına benzemez…

6. Kıyam bi nefsîhi: Allâh'ın (c.c.) varlığının kendindir, hiç bir şeye muhtaç değildir...

Sıfat-ı Subûtiyye:

1. Hayat: Allâh diridir, hayat sahibidir ve hayatı Zâtına layıktır, O’na mahsustur…

2. İlim: Allâh (c.c) ezeli ve ebedi ilim sahibidir,her şeyi bilir…İlminden saklı bir zerre bile yoktur…

3. İrâde:Allâh (c.c.) dileyicidir, irâde sahibidir, ”faalün lima yüriddir” dilediğini yapar veya yapmaz, yapıp yapmamakta mecbur değildir, O’na hesab sorabilecekte yoktur…

4. Sem’i: Allâh (c.c.) işiticidir, her şeyi işitir ama işitmesi kullarınkine benzemez, bir şeyi işitmesi diğer bir şeyi işitmesine engel de olmaz.

5. Basar: Allâh (c.c.) her şeyi görür, görmesi de kullarınkine benzemez, görmek için bir şeye ihtiyacı yoktur, her şeyi aynı anda görür, içini gördüğü gibi, dışını da görür…

6. Kelam: Allâh (c.c.) konuşur ama konuşması Ztına mahsustur, ses, harf olmaksızın konuşur… Kelâmı da ezeli ve ebedidir, kelimelerin ard arda gelmesi gibi bir durumdan da münezzehtir, kelâmı bir bütündür… Ezelden ebede tek bir kelâm ile mütekellimdir…

7. Kudret: Allâh (c.c.) Kadir-i Mutlaktır… Her şeye gücü yeter…

8. Tekvin: Allâh (c.c.) yaratıcıdır, dilediğini yaratır…

Âlemlerin Rabbi Allâh; (c.c.) tüm düşüncelerin ötesindedir… Cihetlerden münezzehtir… Dokunmaksızın eşyayı ilmiyle kuşatır, âleme muttasıl yada alemden munfasıl değildir… Noksan sıfatlardan uzaktır, kemâl sıfatlarla muttasıftır. Kâinat; O’nun varlığına delil dense de aslında O (c.c.) kâinatın varlığına delildir… O vardır, kâinatta O’nunla vardır… Sonsuz ve sınırsız demek bile bir sınırlandırmadır, sonsuzluklar O’nun âzâmeti karşısında bir hiçtir… Akla hayale sığan ne varsa O, (c.c.) onlardan uzaktır…Bir ve tekdir… Âzâmet ve kibriyâsına akıllar ve fehimler ulaşamaz… Kavranamaz… İdrâk ihâtayı gerektirir… Halbuki; gözleri ihâta edenin Allâh (c.c.) olduğu, gözlerin O’nu ihâta edemeyeceği Kur’an da bildirilmiştir. Ama yarattığı eşya O’na aynadır… Bu aynalara bakılarak O’nun isim, sıfat ve fiilleri hakkında mârifet sahibi olabiliriz…

Bize bir iyilik yapan kimseyi tanımak isteriz… Peki bize öyle iyilik ve güzellikler bahşeden, varlık veren, îman veren, sayısız nimetleri üzerimize yağdıran, Yüceler Yücesi Rabbimizi tanımamak, O’nun hakkında bilgi sahibi olmamak ne büyük bir bedbahtlıktır… O’nu tanımak, sıfatlarıyla olur…. Zâtı hakkında bilgi ancak hayrettir… Tanıyamamaktır…

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bu konuda:

“Yâ Rabbi, Ben Seni layıkıyla senâ edemem, Sen kendi kendini senâ ettiğin gibisin…” buyurmuştur…

Hz. Ebu Bekir Sıddîk (r.a.) “İdrâk edilemeyeceğini idrâk; işte asıl idrâk budur…” buyurmuştur…

Allâh nedir? Diye sorunca gâfil,

Allâh! Deyip hamûş olur ehl-i dîl…

Yani gafil olanlar; Allâh’ın zatından sual edince, gönül ehli sadece İsmini anıp “Allâh!” der ve susar… Çünkü O’nun Zâtı beyana sığmaz, sıfatlarıyla tanınıp bilinir… Allâh; (c.c.) cüzlerden mürekkeb yani küçük parçaların yada esmasının birleşmesiyle var olan bir Varlık değildir… Cevher, araz, element de değildir… Parlayıverecek bir nûr da değildir… O (c.c.) sadece O’dur… Bunlar hep sonradan yaratılmış şeylerdir… Mahlûkturlar, Hâlık (Yaratan) ise Allâh’tır… Allâh (c.c.) âhirette görülecektir… Kesin nass vardır, Âyet ve Hadisler vardır… Ama görme (rü’yet) O’nun dilediği gibi ve uygun şartlarda olacaktır… Rü’yetullah’ı inkar edenler sapıtmışlardır… Hiza ve niza olmaksızın görülecektir… Görüleceğine inanmalı nasıl ve niçinliği düşünmemelidir…

Zâtıyla var; sıfatlarıyla muhît (kuşatmış), esmasıyla malûm (bilinen), ef’aliyle meşhûd (görünen) olan Allâh’ı (c.c.) tesbîh ve tenzîh ederiz…

Allâh (c.c.) kendisi hakkında sağlam ve temiz îtikâd sahibi olan kullarından eylesin… Âmin, velhamdulillahi Rabbil âlemîn… SallAllâhu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed…

Top