فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ  ·  "Beni zikredin ki Ben de sizi anayım" (Bakara, 152)
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Rabıta İle İlgili Bir Hatıra | Abdullah Demircioğlu

Yazar: Editör 11 Ağustos 2026 2.594 okunma
Rabıta İle İlgili Bir Hatıra | Abdullah Demircioğlu
Yazı boyutu

Kayseri Yüksek İslam Enstitüsünde henüz talebeydim. Mürşidim Hacı Mustafa Hayri Baba Hazretlerinden yeni inabe aldığım zamanlardı. Yevmî zikirlerimi aksatmadan yerine getiriyor, aynı zamanda Yüksek İslam Enstitüsündeki derslerimi de ihmal etmiyordum. Kayseri'de Dozdozlar Apartmanı'nın en üst, çatı katında kaldığım yıllardı. Ara sıra Kayseri Yüksek İslam Enstitüsünden dönem arkadaşlarım ziyaretime gelir, onlara çay ikram eder ve hasbihâl ederdik.

Maraşlı bir arkadaşım vardı. O da başka bir Şeyh Efendiye intisaplıydı. Bu fakirin de Mürşidim Hacı Mustafa Hayri Baba Hazretlerine intisaplı olduğumu bilirdi. Her ne kadar tasavvufî meşrebimiz ve mürşidlerimiz farklı olsa da birbirimize karşı saygılı davranır, arkadaşlık ve İslam kardeşliği hukukuna riayet ederdik. Tabiri caizse, tasavvuf alanında aramızda tatlı bir rekabet vardı.

Bir gün Kayseri'nin bir ilçesinde yaşayan bir Şeyh Efendinin hayır duasını almak maksadıyla yola çıktım ve yanına vardım. Kendisi bu fakiri çok sıcak karşıladı; belki de başkasına göstermeyeceği kadar misafirperver davrandı.

Tam Kayseri'ye döneceğim sırada, hatırladığım kadarıyla o akşam otobüs gelmedi. Mecburen orada kalmak durumunda kaldım. Bunun üzerine Şeyh Efendi bana kendi eliyle yer yatağı hazırladı ve o geceyi orada geçirdim.

Gece uyuyamıştım. Sabah yevmî zikrimi çekiyordum. Mürşidim Hacı Mustafa Hayri Baba Hazretlerine rabıta yapacağım esnada, birden gündüz ziyaret ettiğim Şeyh Efendinin sureti beliriverdi. Daha önce hiç yaşamadığım bir hâl olduğu için buna çok şaşırmıştım. Bir, iki derken üçüncü defa Mürşidim Hacı Mustafa Hayri Baba Hazretleri elinde asasıyla rabıtama teşrif etti ve Şeyh Efendinin görüntüsü kayboluverdi. Mürşidimin yüksek manevî tasarrufu, Allah'ın izniyle o durumda galip geldi. Adeta, "Manevî evladımızı kimseye yar etmeyiz." dercesine yalnız birakmadı.

Sabah olup da tüm bu hâdiselerden sonra, tasarruf sahibi olan o Şeyh Efendi, mana âleminde yaşanan bu mücadeleden haberdar olduğu için bana sitemkâr ve kinayeli sözlerle hitap etti. Sözleriyle ve uslubuyla bu hâle atıfta bulunur gibiydi. Daha sonra beni evinden uğurladı.

Aslında o aksam Kayseri'ye gidemeyişim, otobüsün gelmemesi ve orada kalışım da o Şeyh Efendinin tasarrufu dâhilinde olan şeylermiş.

Fakat şunu bir kez daha çok iyi anladım ki; Mürşidimin manevî tasarrufu o kadar güçlüydü ki, Allah'ın ona verdiği izin ve müsaade ile manevî evladını asla yalnız ve sahipsiz bırakmamıştı.

Şu hakikati de hatırlatmak gerekir ki tasavvufta Evliyâullah arasında da derece ve makam farkı vardır. Hakiki tasavvuf ehlinin edeplerinden biri de diğer Şeyh Efendilere hürmet ve saygı göstermektir.

Ancak bağlı bulunduğumuz ve inabe aldığımız mürşidimize karşı sevgi ve muhabbetimizin daha fazla olması gerekir. Aksi hâlde inabe aldığımız mürşidimizin kalbi incinir ve yaralanır. Bu inceliğe dikkat etmek gerekir.

Bir de bu işin sahtesine, Mürşidimin ifade buyurduğu üzere "korsan şeyhlere" veya müteşeyyihlere (sahte şeyhlere) aldanmamak gerekir. Çünkü bu sahte şeyhler, halk arasında itibar görmek veya dünyevî menfaat elde etmek maksadıyla bu işi yürütürler. Nitekim Hz. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuştur:

"Bizi aldatan bizden değildir."

Bu hadis-i şerif gereğince, onlar hem dünyada hem de ahirette bu ağır tehdidin mesuliyetinden kurtulamazlar.

Bir Müslüman ve tasavvuf yolunun yolcusu olarak uyanık olalım. İşin doğrusuyla sahtesini ayırt edelim. Aksi hâlde hüsrana uğrayanlardan oluruz. Allah muhafaza, dinî mesuliyetten de kendimizi kurtaramayız.

Tekrar ifade etmek gerekir ki; Allah'ın diğer sevgili kullarına karşı hürmet ve saygılı olmak gerekir. Fakat bağlı bulunduğumuz ve inabe aldığımız mürşidimize karşı sevgi ve muhabbetimiz daha fazla olmalı, kalp kayması ihtimaline karşı da rabıtamızı kuvvetli tutmalıyız.

Bu hususta Mürşidim Hacı Mustafa Hayri Baba Hazretlerinin de ikaz mahiyetinde şu ifadelerini de unutmayalım:

"Bizden ders alıp da başka meşâyihe ve başka tariklere gidenler feyizlenmeyeceklerdir."

Çünkü feyiz membaının merkezinde, umman olan Pir Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin tasarrufu vardır.

Hûû...

Deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Detay: Çerez Politikası