Cenâb-ı Hak buyurur: “Her hikmetli işe o gecede hükmedilir.” (Duhân Sûresi, 4)
Bu ilâhî beyanın işaret ettiği mübarek gecelerden biri de, ümmet-i Muhammed’e rahmet olarak ihsan edilen Berat Gecesidir. Bu gece; kaderlerin takdir olunduğu, rızıkların, ecellerin ve hâllerin ilâhî hikmetle tanzim edildiği; günah yüklerinin affa mazhar olduğu bir af ve beraat gecesidir.
Berat; kulun, günah ve mesuliyet bağlarından kurtulup ilâhî rahmete yönelmesi, Rabbine karşı kusurunu idrak ederek O’nun affına sığınmasıdır. Bu yönüyle Berat Gecesi, kul için bir muhasebe, bir arınma, bir tevbe ve istiğfar mevsimidir. Ehl-i irfan bu geceyi, kalbin dünya yüklerinden hafifleyip Ramazan’a hazırlanması için ilâhî bir ikram olarak görmüştür.
Nitekim Şâban ayı, Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in ifadesiyle Ramazan’a açılan bir hazırlık kapısıdır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Şâban ayında ibadetini artırmış; bu ayın Ramazan’a bir ruhen hazırlık zamanı olduğuna fiilen işaret etmiştir.
(Bkz. Buhârî, Savm, 52; Müslim, Sıyâm, 175)
Bu bakımdan Berat Gecesi, yaklaşmakta olan Ramazan-ı Şerîf’in adeta müjdecisidir. Kul, bu gecede günah yüklerinden arınıp kalbini temizler ki, Ramazan’a hafiflemiş bir gönülle girebilsin.
Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurur:
“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir.”
(Ebû Dâvûd, Vitir, 26; İbn Mâce, Edeb, 57)
İşte bu müjde, Berat Gecesi’nin ruhunu hulâsa eder. Zira bu gece; istiğfarla günahlardan berî olma, tevbe ile Hakk’a rücû etme, dua ve niyazla kalpleri tasfiye etme gecesidir. Kim bu gecede aczini idrak edip Rahmân’a iltica ederse, ilâhî mağfirete nâil olur. Çünkü Cenâb-ı Mevlâ’nın rahmeti, gazabını geçmiştir.
Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Şâban ayının ortası hakkında şöyle buyurmuştur:
“Allah Teâlâ, Şâban’ın on beşinci gecesi rahmetiyle tecellî eder; müşrik ve kin tutan kimse hariç, bütün kullarını bağışlar.”
(İbn Mâce, İkâmetü’s-Salât, 1389; rivayet edilmiştir)
Ehl-i ilim bu rivayetleri fazilet babında ele almış; ümmetin asırlardır bu geceyi ihya edegeldiğini ifade etmiştir. İmam Gazâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn’de Berat Gecesi’ni kalbin tasfiyesi ve Ramazan’a ruhen hazırlanma gecesi olarak zikreder. İbn Receb el-Hanbelî ise bu gecede tevbe, istiğfar ve kalp muhasebesine ağırlık verilmesini tavsiye eder.
Tasavvuf geleneğinde Berat Gecesi, “kalbin yüklerinden berat alması” olarak telakki edilmiştir. Nefsini hesaba çeken, kin ve hasedi gönlünden söküp atan, kırdığı gönülleri tamir eden kulun, Ramazan’ın feyzinden daha ziyade istifade edeceği ifade edilmiştir. Zira Ramazan, temiz kalplere açılan bir rahmet mevsimidir.
Osmanlı irfanında da Berat Gecesi ayrı bir mevkiye sahiptir. Minareler kandillerle süslenir, camiler dolup taşar; Kur’ân tilâveti, salât u selâm ve istiğfarlarla geceler ihya edilirdi. Bu sebeple bu mübarek gecelere “kandil” denilmiş; toplumun her kesimi bu ilâhî ikrama dâhil edilmiştir.
Berat Gecesi; geçmişin muhasebesini yapıp istikbâli istikâmet üzere tanzim etme gecesidir. Kalplerin yumuşadığı, gönüllerin nurlandığı, kaderin hayra tebdil olmasına vesile olan bu mübarek gecede; kul, Rabbine yönelmeli; yaklaşan Ramazan’a temiz bir sayfa ile girmeyi niyaz etmelidir.
Bu vesileyle niyaz ederiz ki; Berat Gecesi, bizleri Ramazan-ı Şerîf’e affedilmiş, arınmış ve hazırlanmış kullar olarak ulaştırsın. Ümmet-i Muhammed için af ve mağfirete, iman ve istikrarımıza, selâmet ve hayra vesile olsun. Cenâb-ı Hak bu gecenin feyzinden, bereketinden ve rahmetinden bizleri mahrum bırakmasın. Âmin.