Muridan
Kâbe'ye Asılan Zulüm Metni

Kâbe'ye Asılan Zulüm Metni

Haşim ve Muttalib oğulları Şı’b’da üç yıl kuşatılmış bir halde kaldıktan sonra, Kâbe’nin içinde asılı sahifeye, Yüce Allah ağaç kurdunu (güvesini) musallat etti. Güve; sahifede, Allah’ın ismi anılan “Bismikallahümme / Senin isminle başlarım ey Allah” cümlesi dışında, zulüm ve cevr ifade eden her şeyi yedi, bırakmadı. Yüce Allah bunu Peygamberimize (a.s) vahiyle bildirdi.

 

Peygamberimiz (a.s) da, Ebû Tâlib’e:
“Ey amca! Benim Rabbim olan Allah, Kureyşlilerin sahifesine ağaç kurdunu (güvesini) musallat etti. Allah’ın isminden başka, onda tespit edilen, zulüm, akraba ile ilgi kesme, bühtan gibi şeylerden hiçbirini bırakmadı, yok etti!” buyurdu.
Ebû Tâlib:
“Bunu sana Rabbin mi haber verdi?” diye sordu.
Peygamberimiz (a.s):
“Evet! Rabbim haber verdi” buyurdu.
Ebû Tâlib:
“Ey kardeşimin oğlu! Bana haber verdiğin şey gerçek midir?” diye sordu.
Peygamberimiz (a.s):
“Evet! Vallahi gerçektir!” buyurdu.
Ebû Tâlib:
“Vallahi, bizim yanımıza da, senin yanına da, (bunu haber verecek) hiç kimse girmemiştir! Bunu sana kim haber verdi?” diye tekrar sordu.
Peygamberimiz (a.s):
“Rabbim haber verdi. Doğrudur bu ey amca!” buyurdu.
Ebû Tâlib:
“Ben şehadet ederim ki; sen ancak doğru söylersin!” dedi.
Ebû Tâlib bu haberi kardeşlerine anlattı. Kardeşleri:
“Senin bu husustaki kanaatin nedir?” diye sordular.
Ebû Tâlib:
“Vallahi, o bana hiçbir zaman yalan söylememiştir!” dedi.
Ebû Tâlib’e:
“Sen bu hususta ne yapmamızı uygun görürsün?” diye sordular.
Ebû Tâlib:
“Elbiselerden, bulabildiğiniz en güzelini giymenizi, sonra da Kureyşlilerin yanlarına kadar varmanızı, onlara bu sahifenin haberini -kendilerine haber erişmeden önce- anmanızı uygun görüyorum!” dedi.
Hep birlikte gittiler, Mescid-i Haram’a girdiler, Hicr’e kadar vardılar. O sırada, Kureyşlilerin emir ve nehiy sahipleri olan yaşlıları orada oturuyorlardı. Onlar Ebû Tâlib ile yanındakileri görünce, çektiklerine dayanamayarak Peygamberimizi (a.s) kendilerine teslim etmek üzere gelmek zorunda kaldıklarını sandılar. Ebû Tâlib’le yanındakileri, hemen meclislerine aldılar.
“Ne söyleyecekler?” diye, onlara bakmaya başladılar.
Ebû Tâlib:
“Biz, sizce bilinen, kabul edeceğiniz bir iş için gelmiş bulunuyoruz” dedi. Müşrikler:
“Hoş geldiniz, safa geldiniz!” dediler. Ebû Tâlib:
“Ey Kureyş cemaati! Hiçbir zaman yalan söylememiş olan kardeşimin oğlu bana haber verdi ki; sizin yazmış olduğunuz sahifenize, Allah ağaç kurdunu (güvesini) musallat kılmış; o, onun içindeki cevr, zulüm ve akrabalarla ilişiği kesme, gibi her şeye dokunmuş, onda sadece Allah’ın ismi anılan sözler kalmıştır! Haydi, aleyhimizde yazdığınız sahifenizi getiriniz! Eğer kardeşimin oğlu doğru söylemiş ise, sahife onun dediği gibi çıkarsa, vallahi biz en sonuncumuz ölmedikçe onu size teslim etmeyiz! Artık siz de kötü görüşünüzden, bizimle ilginizi kesmekten vazgeçin! Eğer dediği doğru çıkmazsa, kardeşimin oğlunu size teslim ederim. Siz de onu ister öldürürsünüz, isterseniz sağ bırakırsınız!” dedi.
Müşrikler:
“Kabul ettik! Sen bize insaflı davrandın!” dediler.
Bu hususta akit yaptılar.
Sahifeyi getirmek üzere, acele adam gönderdiler.
Müşrikler bu işin arzularına uygun geleceğini sandılar.
Sahife getirilince, Ebû Tâlib:
“Okuyunuz onu!” dedi.
Sahife açıldığı zaman, onu Peygamberimizin (a.s) dediği gibi buldular.
Sahifede; Allah’ın isminden başka her şey güve tarafından yenilmiş, bitirilmişti!
Kureyş müşriklerinin elleri yanlarına düştü!
Ebû Tâlib, bundan kuvvet ve cesaret alıp bağırarak:
“Her halde, zulmettiğiniz, akraba ile ilişiği kesip kötülük yoluna saptığınız sizce de belli oldu, değil mi!” dedi.
Müşriklerden hiçbiri Ebû Tâlib’e cevap vermedi.
Ancak:
“Siz bize sadece sihir ve bühtan getirdiniz!
Bu, sahibinizden sâdır olan bir sihirden başka bir şey değildir!” dediler. Red ve inkâr ettiler.
Peygamberimiz (a.s) ile ashabına yapageldikleri kötülükleri, katılıkları tekrarladılar.
Kureyşlilerin ileri gelenlerinden bazıları ise, Hâşim oğullarına karşı yaptıkları şeylerden dolayı, birbirlerini kınadılar.
Ebû Tâlib ile ashabı, Kâbe örtüsü arasına girerek:
“Ey Allah! Bize zulmedenlere, akrabalarla ilişiğini kesenlere, bize yapılması haram olan şeyleri helâlleştirenlere karşı bize yardım et!” diyerek yalvardıktan sonra, Şı’b’a döndüler.
Müşriklerden bir topluluk:
“Bu, kardeşlerimize karşı, tarafımızdan yapılmış bir zulümdür!” dediler, pişmanlık duydular.

Mustafa Âsım Köksal, İslâm Tarihi, Mekke Devri
 

Top