Muridan
Rasûlullâh’ın (s.a.s) Namazdaki Huşûu

Rasûlullâh’ın (s.a.s) Namazdaki Huşûu

Allah Rasûlü (s.a.s.), bazen ev halkı iyice uykuya varınca sessizce yatağından kalkar, Allah’a dua ve niyazla meşgul olmaya başlardı.

  Allah Rasûlü (s.a.s.), bazen ev halkı iyice uykuya varınca sessizce yatağından kalkar, Allah’a dua ve niyazla meşgul olmaya başlardı.(1)

  Hz. Aişe (r.anhâ) şöyle der: “Bir gece gözüm açılınca Hz. Peygamber aleyhisselâmı yatakta bulamadım. Başka bir eşinin odasına gittiğini sandım. Karanlıkla elimi oraya-buraya uzatıp dolaştığımda, mübarek başını yere koymuş, alnı secde­de, dua ile meşgul olduğunu gördüm. Öyle bir şüpheye kapıldığım için pişman oldum ve içimden: ‘Allah’ı bütün noksan sıfatlar­dan tenzih ederim, ben neler düşünüyorum, Hz. Peygamber aleyhisselâm ne alemde?’ dedim.”(2)

  Hz. Peygamber aleyhisselâm, ara sıra geceleri kalkarak tek başına kabristana gider, dua eder ve ağlardı. Bir keresinde Hz. Aişe sessizce peşinden git­ti. Hz. Peygamber aleyhisselâmın Medine Mezarlığı’na girdiğini ve orada dua etmeye başladığını gördü.”(3)

  Dua ve namazdan sonra Hz. Peygamber aleyhisselâm biraz uyur­du. Tam uykuya dalmışken hafif bir horultu sesi gelmeye başlar başlamaz, sabahın ilk ağartısı kendini gösterdiğinde uyanır, sabah namazının sünnetini kılarak mescide giderdi. O za­man mübarek ağzından şu dualar dökülürdü:

  “Ey Rabbim! Kalbimi nurlandır, dilimi nurlandır, amelimi ve gücümü nurlandır, gözümü nurlandır, önümü-arkamı, altımı-üstümü nur kıl ve bana nuru­nu lütfet!”

  Namazın rükünleri içerisinde en az durduğu yer, rükûdan ayağa kalktığında idi. Ama Enes (r.a)’ten şöyle rivayet edilmiştir:

  “Hz. Peygamber aleyhisselâm rükûdan sonra o kadar uzun süre ayakta dururdu ki, bizler, O’nun secdeye gitmeyi unuttuğunu sanırdık.”(4)

  Namazın huzurunu bozan şeylerden çok sakınırdı. Bir gün kenarlarında işleme ve saçak olan bir battaniyeyi sırtına atarak namaz kıldı. Tesadüfen namazda göz­leri işlemelere ilişti. Namazdan sonra:

  “Bunu alıp götürün de Ebû Cüheym’e verin ve ondan düz, nakışsız bir battaniye getirin” buyurdu.(5)   Nakışlar namazdaki hu­zurunu bozmuştu.

  Bir keresinde kapıya nakışlı ve süslü bir perde asılmıştı. Namazda gözü ona ili­şince Hz. Aişe (r.anhâ)’ya:

“Bunu oradan kaldır, nakış ve süsleri namazda kalbimin hu­zur bulmasına mani oluyor” buyurdu.(6)



  (1) Buhârî, Ezân, 27; Nesâ'î, İmâmet, 13.
  (2) Nesâ’î, Tatbîk, 66.
  (3) Nesâ’î, Cenâiz, 100.
  (4) Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 572.
  (5) Buhârî, I, 54.
  (6) Buhâri, el-Amel fi’s-Salât, 6.

Top